|
Şaban Piriş
|
 |
« : Eylül 29, 2008, 10:54:39 ÖÖ » |
|
Bir Dil Öğrenmek Yolunda…
Bir dil öğrenmenin en zor tarafı nedir sizce? Kelime ve cümle ezberlemek mi kural ezberlemek mi? Bence en zor tarafı öğrenememe korkusuyla panik hali ile baş edebilmektir. Bir çok insan başlangıçta çok büyük istek ve arzuyla Arapça öğrenmeye başlarken, kısa süre sonra bir panik ve yılgınlık havasına girerler.
İnanmak ve kazanmak: Bunun bir nedeni yeni girdikleri bir yolda ilerlerken kaza yapma ihtimalini akıllarına takmaları, bir diğer nedeni de çevrelerinden aldıkları olumsuz tepkilerdir. “Sen mi Arapça öğreneceksin?” diye başlayan küçümseyici, alay edici tavırlar insanı rahatsız ediyor ve ardından gelen “Arapça öğrenmek o kadar kolay olsaydı…” diye başlayıp, yıllarca kurs gördükleri halde bir türlü başarılı olamayan kötü örneklerin peş peşe sıralanmasıdır. Bunlar insanın azmini ve özgüvenini zedeliyor ve zaten tembelliğe meyyal olan yönünü güçlendirmekte ve insanı atalete teşvik etmektedir. Oysa insan şöyle düşünse ne kaybeder? “Şimdiye kadar tek kelime Arapça bilmiyordum. Hiç olmazsa bir kelime öğrendim.” “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” sözü her ne kadar aşırı ve abartılı bir söylem olarak görülse de öğrenmenin önemini ve değerini ortaya koyması bakımından üzerinde durulması gerekir. Olaya panik yapmadan yaklaşırsanız her geçen gün kazanımlarınız size güç verecek ve tahmin etmediğiniz noktalara çıkaracaktır. Siz programınızı 1 yılda bitirmek üzere yaparsınız da öğrenme ve zamanlama süreciniz gecikebilir ve bunu 2 yılda tamamlayabilirsiniz. Siz hiç öğrenmemenin 2 yılda öğrenmekten daha iyi olduğunu söyleyebilir misiniz? İnanmak ve öğrenmeye çok istekli olmak, zihni açan ve öğrenmeyi kolaylaştıran unsurlardır. Devamlılık ve istikrarlı çalışma öğrenmeyi gerçekleştirir. Mermeri delen suyun şiddeti değil devamlılığıdır. Çok zeki olan nice insan vardır ki Arapçaya hiç ilgi duymadıkları için tek kelime öğrenemezler. İnsan ancak öğrenmek isterse öğrenir. Öğrenmek istemeyene hiçbir şey öğretemezsiniz. Öğrenmek için de alıcılarınızı açmanız gerekir. Çok dikkatli bakmalı, çok dikkatli dinlemeli ve çok dikkatli bilgiyi beyne göndermelisiniz. Beyne bir bilgiyi iletmenin ve onu kaydetmenin temeli o bilginin görüntüsünün zihninizde net oluşmasıdır. Gözünüzü kapattığınızda o öğrendiğiniz bilgiyi çok net olarak zihninizde görebiliyorsanız o bilgi hafıza kartlarınıza yazılmış demektir. Zihin gözünüzde, öğrendiğiniz kelime ve cümle ile çeşitli çalışmalar yapabilirsiniz. Örneğin bir kelimeyi hayalinizde çerçeve içine alın ve beyin odanızın duvarlarından birine asın. Çerçeveyi hissedin. İçindeki kelimeyi çok güzel bir hatla, çok net bir şekilde yazılmış mükemmel bir eser olarak görün. Paha biçilemeyen bir değeri olduğunu düşünün. Ve o sizde… Çerçeveye zaman zaman yakından baktığınızı; zaman zaman da uzaktan temaşa ettiğinizi düşünün. Sonra bu değerli tabloların sayısını her geçen gün artırın. Bazen bu tablolar tozlanabilir. Tozunu almak ve parlatmak yine size düşüyor. Çalışırken Konsantrasyon durumu: Çoğu zaman insanlar, önlerine kitabı defteri almak veya bilgisayarın tuşlarına basmak, klavyeyi tıklatmakla zaman harcar dururlar. Ama derse tam konsantre olamazlar. Sonra da saatlerce çalıştığımız halde öğrenemiyoruz diye yakınırlar. Bilgisayarın başında oturmak, kitabın ve defterin açık olması ve sizin gözünüzün onların üzerinde olması tek başına öğrenmeyi gerçekleştirmez. Beyninizin de onda olması gerekir. Siz kendinizi derse vermezseniz öğrenemezsiniz. Dersi bir işkenceye dönüştürmek de insana acı çektirir. Kendinize belirlediğiniz 1 saat çalışma süresini tamamlamak için var gücünüzle direniyorsunuz çalışma masasının başından kalkmamak için ama oturmanız size bir şey sağlamıyor. Kalkın nefes alın ve faydasız direnme ve gerilim yerine süreyi kısa kısa tutun. Öğrendiğiniz bir bilginin tadını çıkarın. Sonra tekrar oturun. Öğrenme sürecinde beyne oksijen gitmesi çok önemlidir. Temiz hava ve vücudun dinlenmiş olması da beynin iyi çalışmasını sağlar.
Oyun ve Tekrarın Gücü: Çocuklar nasıl öğrenir hiç izlediniz mi? Oyun, taklit ve bol tekrarla… Bu öğrenmenin en temel kuralıdır. Kelime ve cümle kalıplarını fiş veya kart haline getirin. Bir yüzüne Arapçasını diğer yüzüne de Türkçesini yazın. Böylece hem yazmanızı geliştirin hem de tekrar yapmak ve bunu bir oyuna dönüştürmek için güzel bir yöntem. Eğer bir de bu oyuna katacak bir arkadaş bulabilirseniz çok daha zevkli olacaktır. Anlamını bildiğiniz her fiş veya kart size 10 puan kazandırsın. Anlamını yarım çıkardığınızda 5 puan kazandırsın. Bakalım kim daha çok puan toplayacak? Bu oyunu tüm fiş veya kartları hatasız bilene kadar sürdürün. Her oyunda belli sayıda kart veya fiş kullanın. Azdan başlayıp, giderek artırın. Daha sonra okuduğunuz Kur’an üzerinde sayfa sayfa kelime bulma yarışması yapabilirsiniz. Herkes aynı sayfada anlamını bildiği kaç kelime bulacak? Çok kelime bulan kazanır. Böylece Kur’an metni üzerinde yoğunlaşmış olacaksınız. Ama bunu zoraki değil zevkle yapacağınız bir yarışma formatı içinde gerçekleştireceksiniz. Diğer Arapça kitap ve metinlerde de aynı yolu izleyebilirsiniz.
Hedefsiz koşu boşa yorulmaktır: Yola çıktınız ve hedefiniz belli. Varacağınız bir şehir ve buluşacağınız insanlar var. Akıllı bir kimse yolun zorluklarına ve çektiği meşakkate rağmen hedefine varmadan dönmez. Onu ancak yolundan çok büyük ve karşı koyamayacağı engeller döndürebilir. Sizin de böylesi engelleriniz yoksa hedefinizden asla dönmeyin. Zafer hedefe doğru koşanların ve doğru şekilde çalışanlarındır. Korkakların, döneklerin, tembellerin ve amaçsızların başarısı olmaz.
Ders Kitaplarındaki çalışma yöntemimiz: Ders kitaplarımızda sistemleştirdiğimiz 8 kuralı unutmayın: 1. Yeni Kelimeler öğrenelim. 2. Yeni Cümleler Kuralım. 3. Yeni Kaideler öğrenelim. 4. Metin Okuyalım. 5. Uygulama Yapalım. 6. Test Çözelim. 7. Tekrar Yapalım. 8. Başaralım.
|