27. Cüz

(Zariyat:31-60 ; Tur; Necm; Kamer; Rahman; Vakıa; Hadid:1-29)

31. ‑Sizin asıl göreviniz nedir, Ey Elçiler? dedi.

32. ‑Biz, günahkar bir topluma gönderildik, dediler.

33. Onların üzerlerine balçıktan yapılmış taşlar atacağız.

34. Rabbinin katında haddi aşanlar için damgalanmış… 35. Ve orada olan mü’minleri çıkardık.36. Zaten orada, müslüman olan bir evden başkasını da bulamadık.

37. Orada, acı azaptan korkan kimseler için bir işaret bıraktık.

38. Apaçık bir belge ile Firavun’a gönderdiğimiz Musa’da da vardır.

39. Firavun, askerlerine güvenerek yüz çevirmiş ve:

‑Bu ya bir sihirbaz veya bir delidir, demişti.

40. Biz de onu ve askerlerini yakalamış ve denize atmıştık. O pişman olmuştu.

41. Âd’da da vardır. Onların üzerine ölüm rüzgarı göndermiştik. 42. Dokunduğu her şeyi çürük kemik gibi yapmıştı.

43. Semud da öyle… onlara:

‑Vakit gelene kadar yaşayın denilmişti. 44. Rab’lerinin emrinden çıkmışlar, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpmıştı.

45. Ne ayakta durmaya güçleri yetmiş, ne de yardım edilenler olmuşlardı.

46. Daha da önce Nuh’un kavmi… Onlarda yoldan çıkmış bir toplum idi.

47. Göğü ellerimizle bina ettik. Çünkü biz, çok güçlüyüz.

48. Yeryüzünü de yayıp döşedik. Ne güzel döşedik.

49. Öğüt alasınız diye her şeyden çift çift yarattık.

50. ‑O halde Allah’a sığının, çünkü ben, ondan size (gönderilen) apaçık uyarıcıyım.

51. Allah ile beraber başkasını ilah edinmeyin. Ben, ondan size apaçık uyarıcıyım!

52. İşte, böyle… Onlardan öncekilere de bir elçi gelmedi ki ona sihirbaz veya mecnun dememiş olsunlar. 53. Bunu birbirlerine mi tavsiye ettiler? Hayır, onlar, taşkın bir toplum idiler.

54. ‑Onlardan yüz çevir, bundan dolayı kınanacak değilsin. 55. Öğüt ver, çünkü öğüt inananlara fayda verir.

56. Cinleri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım.

57. Onlardan bir rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemi-yorum.58. Şüphesiz rızıklandırıcı olan, çetin kuvvet sahibi Allah’ tır.

59. Zalimlik edenlerin de (kendilerinden önceki) arkadaşlarının günahları gibi günahları vardır. Acele etmesinler.

60. Kendilerine vaat edilen günlerden dolayı kafirlerin vay haline!

52. TÛR SÛRESİ

(Mekki bir sûre olan Tûr, ismini ilk ayetten almıştır. Tûr, dağ demektir. Ancak, Kur’an’da bu kelime, Hz. Musa’nın vahiy aldığı Sina dağını hatırlatmak için kullanılmıştır. 49. ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1‑3 Tûr’a… Yayılmış ince deri üzerine yazılmış kitaba…

4. Ma’mur eve (Kabe’ye)…

5. Yükseltilmiş gök kubbeye…

6. Taşkın denize andolsun ki…

7. Rabbinin azabı elbette gerçekleşecektir. 8. Onu geri gönderecek kimse yoktur.

9. O gün gök çok çalkalanıp duracak.

10. Dağlar harekete geçip yürüyecek…

11. O gün yalanlayanların vay haline!.. 12. Ki onlar, boş şeylere dalıp, oynuyorlardı. 13. O gün itile kakıla cehennem ateşine atılacaklardır.

14. ‑Yalanladığınız ateş budur!

15. ‑Bu da mı sihir? yoksa siz mi görmüyorsunuz?

16. Girin oraya! İster sabredin, ister sabretmeyin, sizin için birdir, eşittir. Ancak yaptıklarınızla cezalandırılacaksınız.

17. Korunanlar, cennetlerde ve nimetler içinde olacaklardır.

18. Rab’lerinin kendilerine verdikleri ile sevinçlidirler. Rab’leri, onları çılgın alevin azabından korumuştur.

19. ‑Yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetli yiyin için!

20. Özenle dizilmiş tahtlarda arkalarına yaslanmışlar ve onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

21. İman edenleri, soylarından da iman ederek onlara tabi olanları bir araya getirdik. Çalışmalarından hiç bir şey eksiltmedik. Her kişi kazancına bağlı bir rehinedir.

22. Onlara arzu ettikleri her meyveyi ve eti bol bol vermişizdir.

23. Orada kadeh tokuştururlar. Orada saçmalama yoktur. Günaha sokma yoktur.

24. Etraflarında onlar için görevlendirilen genç hizmetçiler dönüp durur, onlar saklı inciler gibidirler.

25. Birbirlerine dönüp sorarlar:

26. ‑Biz, ailemizin yanında, daha önce korku içindeydik, derler.

27. Allah bize lütfetti de bizi kavurucu azaptan korudu.

28. Biz, önceden de ona dua ediyorduk. Gerçekten O, iyilik sahibi, merhamet sahibidir.

29. ‑Sen, öğüt ver. Kesinlikle sen Rabbinin nimeti sayesinde ne medyumsun ne de mecnun (cinlenmiş) 30. Yoksa:

‑O, bir şairdir, zamanın başına getireceği belayı bekliyoruz mu diyorlar?

31. De ki: “Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.”

32. Yoksa onlar, bunu rüyalarında mı gördüler? Yoksa onlar, azgın bir toplum mudur?

33. Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmiyorlar.

34. ‑Haydi onun benzeri bir söz meydana getirsinler eğer doğru söylüyorlarsa!

35. Yoksa onlar, hiç bir şey olmadan mı yaratıldılar; yoksa yaratıcı olanlar mı?

36. Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır, onlar kesin olarak bilmiyorlar.

37. Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Yoksa, denetim ve yönetim sahibi onlar mıdır?

38. Yoksa onların bir araçları mı var ki onun hakkında duyum ediniyorlar? Haydi onlardan duyum edinenler açık delillerini getirsinler. 39. Yoksa kızlar O’nun da erkek çocuklar sizin mi?

40. Yoksa sen onlardan ödeyemeyecekleri ağır bir ücret mi istiyorsun?

41. Yoksa gayb onların yanında da onlar mı tavsiye ediyor?

42. Yoksa, bir entrika düzenlemek mi istiyorlar? Entrikaya düşecek olanlar kafir olanlardır.

43. Yoksa, onların Allah’tan başka bir ilahları mı var? Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir/uzaktır.

44. Eğer, gökten bir parçanın düştüğünü görseler “üst üste yapılmış bir bulut” derler.

45. ‑O halde, bırak onları, tâ ki çarpılacakları günlerine kavuşsunlar.

46. O gün ne entrikaları kendilerine bir yarar sağlar, ne de yardıma uğrarlar. 47. Zalimler için bundan başka da azap vardır, fakat onların çoğu bilmezler.

48. ‑Rabbinin hükmüne sabret! Çünkü sen, gözümüzün önündesin. (Ayağa) kalktığı zaman hamd ederek Rabbini tesbih et! 49. ‑Gecenin bir kısmında ve yıldızlar battıktan sonra da onu tesbih et!

53. NECM SÛRESİ

(Mekki bir sûre olan Necm, adını ilk ayetinden almıştır. Necm, yıldız demektir. 62 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Yıldıza andolsun batarken.

2. Arkadaşınız sapıtmadı, azdırılmadı. 3. O, Kendi hevasından konuş-muyor. 4. O ancak kendisine vahye-dilen bir vahiydir.

5. Bunu ona çok güçlü biri öğretti. 6. Üstün akıl sahibidir. Hemen doğruluverdi.

7. O, en yüksek ufukta idi.

8. Sonra yaklaşıp indi.

9. Araları iki yay kadar veya daha yakın idi.

10. O anda (Allah’ın) kuluna vahyettiğini iletti. 11. Gördüğünü gönül yalanlamadı.

12. ‑Onunla gördüğü şey hususunda tartışıyor musunuz?

13. Hakikaten onu diğer bir inişte de gördü.

14. Sidre‑i Münteha’nın yanında..15. Onun yanında da Me’va bahçesi vardır. 16. Sidre’yi bürüyen bürüyordu. 17. Göz, ne şaştı; ne aştı.

18. Rabbinin ayetlerinden en büyüğünü gördü.

19. ‑Gördünüz mü Uzza’yı ve Lat’ı? 20. Diğer bir üçüncüsü Menat’ı[1]?

21. Erkekler sizin dişiler Onun mu? 22. Öyleyse bu haksız bir taksim.

23. Onlar, sizin ve atalarınızın adlandırılmasından başka bir şey değildir. Allah, onlar hakkında bir belge indirmemiştir. Kuruntudan ve canlarının arzu ettiğinden başka bir şeye dayanmıyorlar. Oysa, onlara Rab’lerinden kılavuz gelmiştir.

24. Yoksa her umduğu şey insanın mıdır?

25. Ahiret de dünya da Allah’ındır.

26. Göklerde nice melekler var ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe, onların şefaatı hiçbir işe yaramaz.

27. Doğrusu ahirete inanmayanlar, melekleri dişi olarak isimlendiriyorlar.

28. Oysa, bu konuda bir bilgileri yoktur. Sadece zanna tâbi oluyorlar. Zan ise gerçekten bir şey ifade etmez.

29. Bu sebeple sen, uyarımızdan yüz çevirenden ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenden uzak dur.

30. İşte onların bilgi seviyeleri budur. Şüphesiz Rabbin, kimin yolundan saptığını en iyi bilen O’dur. Kimin doğru yolda olduğunu da en iyi bilen O’dur.

31. Göklerde olan da yerde olan da Allah’ındır. Kötülük işleyenleri yaptıkları sebebiyle cezalandıracak, iyilik edenleri de en iyisi ile ödüllendirecektir.

32. O iyilik edenler, ufak tefek kusurları dışında, günahın büyüklerinden ve fuhşiyattan kaçarlar. Şüphesiz Rabbinin mağfireti geniştir. Sizi topraktan meydana getirdiği zaman da ve siz, annelerinizin karnında cenin halinde iken de sizi en iyi O bilir. Öyleyse, kendi kendinizi temize çıkarmayın. Kimin takvalı olduğunu en iyi o bilir.

33. Gördün mü Yüz çevireni?

34. Biraz meyletmiş ve sonra katılaşmıştır/direnmiştir.

35. Gaybın ilmi onun yanında da, o mu görüyor?

36. Yoksa, Musa’nın sahifelerinde olan şeyin haberi gelmedi mi?

37. Ya vefakar İbrahim’in?..

38. Hiç bir günahkâr başkasının günahını çekmez.

39. İnsan için çalıştığından başkası yoktur. 40. Çalışması da mutlaka gösterilecektir.

41. Sonra da karşılığı eksiksiz ödenecektir.

42. Kuşkusuz en son varış Rabbinedir.

43. Güldüren de O’dur, ağlatan da!

44. Öldüren O’dur, dirilten de!

45. Erkek ve dişi olarak iki cinsi yaratan O’dur.

46. Atıldığında bir damladan.

47. Tekrar diriltmek de ona aittir.

48. Zengin kılan da odur, Kanaatkâr eden de..

49. Şi’ra (yıldız)nın Rabbi de odur.

50. O helak etti evvelki Âd’ı…

51. Semûd’u da baki bırakmadı..

52. Daha önce de Nuh’un kavmini… onlar, daha zalim daha azgındı.. 53. Alt üst edilmiş, yok olup gitmiştir.  54. Onlara şiddetli bir azap bürüdü.

55. O halde, Rabbinin hangi nimetinden şüphe ediyorsun?

56. İşte bu, önceki uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır.

57. Yaklaşan yaklaşıyor.

58. Onu Allah’tan başkası açığa çıkaracak değildir.

59. Bu söze mi şaşıyorsunuz? 60. Gülüyorsunuz, ağlamıyorsunuz?! 61. Eğlenip duruyorsunuz!

62. Artık, Allah’a secde edin. O’na kulluk edin.

54. KAMER SÛRESİ

(Mekke döneminin ilk yarısında indirilmiş olan sûre, adını ilk ayetindeki “Ay” anlamına gelen “Kamer” kelimesinden almıştır. Kıyametle ilgili temalar ağırlıktadır. 55 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Kıyamet yaklaştı. Ay yarıldı/gerçek ortaya çıktı. 2. Ama onlar, bir mucize görseler yüz çevirip: “Sürüp giden bir sihir!” derler.

3. Yalanlayıp, heveslerine uydular. Oysa her iş kararlaştırılmıştır.

4. Onlara boyun eğdirecek şeyin haberleri, onlara gelmiştir. 5. Tam bir adalet ile.. Fakat uyarılar bir yarar sağlamadı.

6. Onlardan yüz çevir. O gün çağırıcı onları hoşlanmadıkları bir şeye çağırır.

7‑8. Gözleri yere yıkık çekirgeler gibi yayılmış o çağırana koşarak kabirlerinden çıkarlar. Kafirler:

‑Bu, zor bir gün! derler.

9. Onlar önce Nuh kavmini de yalanladı. Kulumuzu yalanladılar da “mecnun (cinlenmiş)” dediler. Onu incittiler.  10. O da:

‑Ben, yenildim, bana yardım et, diye Rabbine dua etti.

11. Bunun üzerine biz de göğün kapılarını şiddetle boşanan sulara açtık.

12. Yerden de pınarlar fışkırttık. Böylece sular takdir edilen bir iş için birleşti.

13. Onu gözümüzün önünde akıp giden tahta ve mıhtan yapılmış (gemi) de taşıdık.

14. Gözlerimizin önünde akıp gitti. İnkar edilen (Nuh’a) bir ödül olarak.

15. Onu bir ayet (işaret) olarak bırakmıştık. İbret alan var mı?

16. ‑Azabım ve uyarılarım nasılmış?

17. Andolsun ki Kur’an’ı da öğüt olması için kolaylaştırdık, öğüt alan var mı?

18. Âd da yalanlanmıştı. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?

19. Onların üzerine zor ve meşakkatli baskın süren bir günde kavuran rüzgarları göndermiştik.

20. Sanki kökünden sökülmüş hurma ağacının kökleri gibi insanları yerlerinden koparıp atıyordu.

21. ‑Azabım ve uyarılarım nasılmış?

22. Andolsun ki Kur’an’ı öğüt olması için kolaylaştırdık. Öğüt alan var mı?

23. Semûd da tehdidine kulak asmadı.

24. ‑İçimizden bir adama mı uyacağız? O vakit sapıtmış ve delilik etmiş oluruz, dediler.

25. ‑Aramızdan, vahiy ona mı gönderilmiş? Hayır, O, yalancı küstahın biridir.

26. ‑Yarın onlar kimin yalancı küstah olduğunu görecekler.

27. ‑Biz onları sınamak için dişi deveyi gönderiyoruz; Onları gözet ve sabret!

28. Onlara suyun aralarında taksim edildiğini de haber ver. Su içme sırası gelen hazır bulunsun.

29. Arkadaşlarını çağırdılar, o da elini uzatıp deveyi vahşice boğazladı.

30. ‑Bak şimdi, azabım ve uyarılarım nasıl oldu?

31. Onların üstüne tek bir çığlık gönderdik de deve ağılındaki kuru ot gibi oldular.

32. Andolsun ki Kur’an’ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık. Öğüt alan var mı?

33. Lût’un kavmi de tehditlerine kulak asmamıştı. 34. Biz de üzerlerine taş yağdıran fırtına gönderdik. Ancak Lût’un ailesini, seher vakti kurtarmıştık. 35. Katımızdan bir nimet olarak. Şükredenleri işte böyle ödüllendiririz.

36. Lût, onları şiddetli azabımız hakkında uyarmıştı. Ama onlar, uyarıları şüphe ile karşıladılar. 37. Onlar, Lût’un misafirlerinden murat almak istemişlerdi. Biz de onların gözlerini kör ettik.

‑Şimdi tadına bakın azabımın ve tehdidimin!

38. Andolsun ki bir sabah erkenden, bir azap çöküverdi.

39. ‑Tadın azabımı ve tehdidimi!

40. Andolsun ki öğüt olması için Kur’an’ı kolaylaştırdık. Öğüt alan var mı?

41. Firavun Hânedanına da uyarıcılar gelmişti.

42. Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Onları da mutlak güç ve iktidar sahibine yakışır bir şekilde yakalayıverdik.

43. ‑Sizin kafirleriniz, onlardan daha mı iyi? Yoksa, kitaplarda sizin (azaptan) kurtulacağınız bir ayrıcalığınız mı var? 44. Yoksa onlar:

‑Biz, yenilmez bir toplumuz mu diyorlar?

45. Bu topluluk hezimete uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.

46. Onlara asıl vaat edilen kıyamettir. Kıyamet daha korkunç ve daha acıdır.

47. Şüphesiz günahkarlar sapıklık ve çılgınlık içindedirler.

48. O gün cehenneme yüzüstü sürüleceklerdir.

‑Tadın ateşin dokunuşunu!

49. Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.

50. Emrimiz göz açıp kapaması gibidir.

51. Andolsun ki benzerlerini helak ettik. İbret alan var mı?

52. Onların yaptıkları her şey kayıtlardadır.

53. Büyük, küçük… satır, satır…

54. Korunanlar ise cennetlerde ve ırmaklarda.

55. Doğruluk makamında, tüm gücü elinde bulunduran bir hükümdarın yanındadırlar.

55. RAHMAN SÛRESİ

(Mekke’de indirilen bir sûre olan Rahman, ismini ilk ayetinden almıştır. Rahman, çokça merhametli, kullarına şefkatli anlamına gelen Allah’ın bir sıfatıdır. 78 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Rahman,

2. Kur’an’ı öğretti.

3. İnsanı yarattı.

4.Ona beyanı öğretti

5. Güneş ve ay bir hesaba bağlıdır

6. Bitkiler, ağaçlar da boyun eğerler.

7. (Allah) Göğü yükseltip, ona da bir ölçü koydu.

8. O halde, ölçüde eğrilik yapmayın

9. Doğru tartın, eksik tartmayın.

10. Yeryüzünü canlılar için uygun hale getirdi.

11. Orada meyveler, salkım salkım hurmalar…

12. Yapraklı taneler ve hoş kokulu bitkiler vardır.

13. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz?..

14. İnsanı iyice pişmiş gibi kuru balçıktan yarattı.

15. Cinleri de yalın bir alevden yarattı.

16. O halde Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz.?

17. O, iki doğunun da Rabbi, iki batının da Rabbidir.

18. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz.

19. İki denizi birbiriyle kavuşsun diye salıvermiştir.

20. Birbirine kavuşmasını önleyen aralarında bir engel vardır.

21. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz.

22. Onlardan inci ve mercan çıkar.

23. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

24. Denizlerde yüzen dağlar gibi gemiler de Onundur.

25. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz

26. Yeryüzünde bulunan her şey fanidir.

27. Azamet ve ikram sahibi olan Rabbinizin vechi/yönü kalıcıdır.

28. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz?

29. Göklerde ve yerde kim varsa hepsi O’ndan ister. O, her gün bir iştedir.

30. Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

31. ‑Size de yöneleceğiz, Ey cin ve insan topluluğu!

32. Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz?

33. ‑Ey cin ve insan toplumu, eğer göklerin ve yerin sınırlarını aşmaya gücünüz yeterse haydi aşın! Fakat gücünüz olmadıkça aşamazsınız.

34. ‑O halde Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz?

35. Üstünüze ateşten bir alev bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.

36. Şimdi Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz?

37. Gök yarıldığı ve yanık yağ gibi  (gül misali) kızıllaştığı zaman.

38. Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz?

39. O gün hiç bir insana ve cine günahı sorulmaz.

40. O zaman, Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz.

41. Suçlular simalarından tanınır, sonra da perçemlerinden ve ayaklarından yakalanır.

42. Gelin bakalım Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

43. İşte, bu suçluların yalanladığı cehennemdir.

44. Onlar bununla kaynar su arasında dolaşıp dururlar.

45. Şimdi, Rabbinizin hangi nimetini yalanlayacaksınız?

46. Rabbinin makamından korkanlara iki cennet vardır.

47. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

48. Her ikisi de çeşit çeşit ağaçlara sahiptir.

49. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

50. Onların ikisinde de akan iki pınar vardır.

51. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

52. İkisinde de her meyveden çift çift…

53. Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz?

54. Orada atlastan döşemelere yaslanacaklar. İki cennetin meyveleri de çok yakındır.

55. Şimdi Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz?

56. O cennetlerde bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, onlardan önce hiç bir insan ve cinin dokunmadığı eşler vardır.

57. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

58. Sanki onlar yakut ve mercan gibidir.

59. Şimdi Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz?

60. İyiliğin mükafatı, iyilikten başka ne olur?

61. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

62. Bunlardan başka iki cennet daha var.

63. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

64. İkisi de yeşillik içinde ..

65. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

66. İkisinde de fışkıran iki pınar vardır.

67. Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

68. Her ikisinde de çeşit çeşit meyve, hurma ve nar var.

69. ‑O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz.

70. Orada huyları güzel, güzeller vardır.

71. Artık Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

72. Otağlar içinde korunmuş huriler..

73. ‑Artık Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

74. Onlardan önce, o hurilere hiç bir insan ve cin eli değmemiştir.

75. ‑O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?

76. Yeşil yastıklara, güzel ve kusursuz dizayn edilmiş döşeklere yaslanırlar.

77‑78. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz.

Büyüklük ve cömertlik sahibi Rabbinin ismi ne yücedir!..

56. VÂKIA SÛRESİ

(Mekke Döneminin ortalarında indirilmiş olan Vakıa sûresi, ismini ilk ayetteki kelimeden almıştır. 96 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Gerçekleşecek olan gerçekleştiği zaman! 2. Bunun olacağı yalan değildir.

3. Yer sarsıldıkça alçalacak, sarsıldıkça yükselecektir. 5. Dağlar paramparça olduğu 6. Unufak etrafa dağıldığı zaman…

7. Siz de üç gruba ayrılmış olacaksınız.

8. Sağ taraf halkı .. Ne sağ taraf halkı!

9. Sol taraf halkı .. Ne sol taraf halkı!?

10. Ve önde olanlar, öncüler… 11. Onlar, en gözde olanlardır. 12. Nimet cennetlerindedir.

13. Bir çoğu öncekilerden. 14. Birazı da sonrakilerden. 15. Süslenmiş tahtlar üzerinde.

16. Karşı karşıya oturup, arkalarına yaslanmışlardır.

17. Onların etrafında ölümsüz genç hizmetçiler dolaşır.

18. Tertemiz kaynağından doldurulmuş ibrikler, testiler ve fincanlarla…

19. Baş ağrısı vermeyen ve sarhoş etmeyen..

20. Beğendiklerinden meyveler.. 21. Canlarının çektiği kuş etleri.. 22. Ve iri gözlü huriler..

23. Sanki sedef içindeki inciler..

24. Gibi yaptıklarına karşılık mükafat olarak..

25. Orada boş ve günaha sokacak bir söz işitmezler.

26. Yalnızca söylenen:

‑Selam, selamdır!

27. Sağ tarafta olanlar, ne mutlu sağ tarafta olanlara!

28. Kiraz ağaçlarında..

29. Salkım salkım muz ağaçlarında.. 30. Yayılmış gölgede..

31. Çağlayan sularda..

32‑33. Bitip tükenmeyen ve yasaklanmayan meyveler içinde.. 34. Ve yüksek yataklar içindedirler. 35. Biz, o kadınları yeni bir yaratılışla yeniden yarattık.

36. Onları bakireler şeklinde yarattık. 37. Eşlerine sevgi ile bağlı olarak.

38. Sağ taraftakiler için..

39. Bir çoğu öncekilerden..

40. Çoğu da sonrakilerden..

41. Sol taraf halkı, nedir sol taraf halkı? 42. Kızgın ateş ve kaynar su içindedirler.

43. Simsiyah bir duman gölgesi içinde.. 44. Serinlik yok, bağış yok..

45. Çünkü onlar, bundan önce sorumsuzca ve konfor içinde yaşıyorlardı.46. Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

47. ‑Biz ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra tekrar mı dirileceğiz? diyorlardı.

48. Daha önceki atalarımızda mı? 49. De ki:

‑Öncekiler de sonrakiler de!

50. Belli bir günün, belli bir vaktinde bir araya getirileceksiniz..

51. ‑Sonra siz, ey sapıklar, yalanlayanlar!

52. Elbette yiyeceksiniz zakkum ağacından!53. Karınlarınızı dolduracaksınız hep ondan!

54. Üstüne içeceksiniz kaynar sudan! 55. Susamış develerin içişi gibi içeceksiniz!

56. Hesap günü onların ziyafeti budur…

57. ‑Sizi yarattık, biz! Gerekmez mi tasdik etmeniz?

58. Attığınız spermleri gördünüz mü?  59. Onu siz mi yaratı yorsunuz; yoksa yaratan biz miyiz?

60. Aranızda ölümü takdir eden biziz! Önümüze de geçilemez.

61. Sizi benzerlerinizle değiştirmek ve sizi bilmediğiniz bir şekilde yeniden yaratmak hususunda…

62. ‑İlk yaratılışınızı biliyorsunuz, düşünmeniz gerekmez mi?

63. ‑Ektiğiniz şeyleri gördünüz mü?

64. Onları bitiren siz misiniz; yoksa biz mi bitiriyoruz?

65. Dilersek, onu çerçöp yaparız da şaşırıp kalırsınız.

66‑67. ‑Borca battık, hayır biz mahrum bırakıldık, dersiniz.

68. ‑İçtiğiniz suyu gördünüz mü?  69. Onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

70. İsteseydik onu tuzlu bir su yapardık; şükretmeniz gerekmez mi?

71. ‑Çaktığınız ateşi gördünüz mü?

72. Onun ağacını siz mi yarattınız; yoksa yaratan biz miyiz?

73. Biz, onu bir ibret ve ihtiyaç sahipleri için faydalı kıldık. 74. O halde yüce Rabbinin adını tesbih et!

75. ‑Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim ki!

76. Şüphesiz bu, büyük bir yemindir, eğer bilirseniz.

77. ‑Hayır, Şüphesiz o, şerefli bir Kur’an’dır/okumadır. 78. Gizli bir kitapta..79. Ona arınmış olanlardan başkasının dokunamaz.

80. Alemlerin Rabbinden indirilmiştir.

81. ‑Siz, bu söze inanmıyor musunuz?

82. Onu yalanlayarak mı size verilen nimete şükür ediyorsunuz?

83. Hele bir can boğaza gelmiş olmasın.

84. Siz, o zaman bakıp kalırsınız

85. Biz, ona sizden daha yakınız. Ama göremezsiniz.

86. Eğer hesaba çekilmeyecek iseniz…

87. Onu geri çeviriniz… Doğru söyleyenlerden iseniz…

88. Eğer o, gözde kimselerden ise…

89. Rahatlık, güzel rızık ve nimet cennetleri…

90. Eğer o, sağ taraf halkından ise…

91. Sağ taraf halkından sana selam!

92. Eğer o, yalanlayanlardan ve sapıklardan ise…

93. Kaynar suda bir ziyafet!

94. Ve cehenneme atılış…

95. Bu, kesin gerçeğin ta kendisidir.

96. ‑Öyleyse, yüce Rabbinin adını tesbih et!

57. HADÎD SÛRESİ

(Medine döneminin sonlarına doğru indirilmiş olan Sûre, ismini 25. ayette geçen demir anlamına gelen “Ha-dîd”den almaktadır. 29 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Göklerde ve yerde olanlar Allah’ı tesbih ederler. O, azizdir, hakimdir.

2. Göklerin ve yerin hakimiyeti O’nundur. O, hayat verir; O, öldürür. O’nun her şeye gücü yeter.

3. İlk ve son O’dur. Ortaya koyan ve gizleyen de O’dur. O, her şeyi bilendir.

4. Gökleri ve yeri altı günde yaratan sonra da Arş’a hakim olan O’dur. Yere gireni, ondan çıkanı, gökten ineni, göğe yükseleni bilir. Nerede olsanız O, sizinle beraberdir. Allah, yaptığınız her şeyi görür.

5. Göklerin ve yerin hakimiyeti O’nundur. Bütün işler Allah’a döner.

6. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. O, kalplerin özünü bilir.

7. ‑Allah’a ve Elçisine inanın, sizin tasarrufunuza bıraktığı şeylerden infak edin. Sizden inanan, infak eden kimselere büyük bir mükafat vardır.

8. Ne diye Allah’a ve peygamberine inanmıyorsunuz? O, sizi Rabbi-nize inanmaya çağırıyor. Eğer, iman ettiyseniz, o sizden kesin söz almıştı.

9. ‑Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size çok şefkatli, çok merhametlidir

10. Göklerin ve yerin mirası Allah’ın olduğuna göre ne diye Allah yolunda infak etmiyorsunuz? Sizden, Fetih’ten önce infak edip, savaşanlar (diğerleriyle) eşit değildir. Onların derecesi, daha sonra infak edip savaşanlardan daha büyüktür. Allah, hepsine en güzelini vaat etmiştir. Allah, yarattıklarından haberdardır.

11. Kim Allah’a güzel bir ödünç verirse, Allah ona, verdiğini kat kat öder ve ona büyük bir ödül vardır.

12. O gün, mü’min erkeklerin ve mü’min kadınların nurlarının önlerinden ve sağlarından koştuğunu görürsün.

‑Müjde, bugün, alt tarafından ırmaklar akan ve içinde daimi kalacağınız cennetler sizindir. İşte O, en büyük kurtuluştur.

13. O gün, münafık erkekler ve münafık kadınlar, iman edenlere:

‑Bekleyin bizi de, ışığınızdan faydalanalım, diyeceklerdir.

‑Arkanıza dönün de oradan ışık arayın, denilecektir ve aralarına kapısının içinde rahmet, dışında azap olan bir sur çekilecektir.

14. Münafıklar, mü’minlere:

‑Sizinle beraber değil miydik? diye seslenecekler.

‑Evet, ama, siz kendinizi aldattınız. Çekinceli davrandınız, şüphe ettiniz ve Allah’ın emri gelinceye kadar kuruntular sizi aldattı. Aldatıcı da sizi Allah ile aldattı, derler.

15. ‑Bugün sizden fidye kabul edilmeyecek, inkar etmiş olanlardan da. Barınağınız ateştir. Size yaraşan odur. Ne kötü bir sonuç!

16. Allah’ın ve haktan inenin uyarıları için iman edenlerin kalplerinin titreme (zamanı) gelmedi mi? Kendilerinden önce kitap verilenler gibi olmasınlar. Uzun süre geçince kalpleri katılaşmış, çoğu da yoldan çıkmışlardı.

17. Bilin ki Allah, yeryüzünü ölümden sonra canlandırır. Aklınızı kullanasınız diye delilleri açıkça bildirdik.

18. Sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir ödünçle ödünç verenlere kat kat fazlası geri ödenecek ve değerli bir mükafat kazanacaklardır.

19. Allah’a ve elçisine inananlar, işte onlar sıddıklar ve şahitlerdir. Onlar mükafatlarını ve nurlarını elde edeceklerdir. Ayetlerimizi inkar edip yalanlayanlar ise işte onlar cehennem arkadaşlarıdır.

20. ‑Bilin ki, Dünya hayatı, sadece bir oyun, eğlence ve süstür. Aranızda bir övünç, malları ve evlatları artırma işidir. Bir yağmur gibidir. Yetiştirdiği bitkilerle ekincileri şaşırtır ve sonra kuruyup, sapsarı olduğunu görürsün. Daha sonra da çerçöp olur. Ahirette ise hem şiddetli bir azap, hem de Allah’tan mağfiret ve hoşnutluk vardır. Doğrusu dünya hayatı, aldatıcı bir metadan başka bir şey değildir.

 21. ‑Rabbinizden bir bağış ve genişliği yerle gök genişliği kadar olan cennet için yarışın! Allah’a ve Elçisine iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah’ın dilediğine verdiği lütuftur. Allah, büyük lütuf sahibidir.

22. Yeryüzüne veya kendinize isabet eden hiçbir musibet yoktur ki; biz onu yaratmadan önce bir yazıtta bulunmasın. Şüphesiz O, Allah için çok kolaydır.

23. Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz, size verdiğimiz ile de şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez.

24. Onlar, cimrilik eder ve insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse şüphesiz Allah’ın ihtiyacı yoktur. Hamde layık olan O’dur.

25. Peygamberlerimizi, açık belgelerle göndermişizdir. Onların yanında kitabı ve ölçüyü indirdik ki insanlar adaletle yerine getirsinler.

Demiri de indirdik. Görmediği halde kendisine ve peygamberine yardım edenleri Allah’ın belirlemesi için onda, şiddetli bir azap ve insanlar için faydalar vardır. Şüphesiz Allah, güçlüdür, her şeye galiptir.

26. Nuh’u ve İbrahim’i de göndermiştik. İkisinin soyundan da peygamberlik ve kitap vermiştik. Onlardan doğru yola giren olduğu gibi, çoğu da yoldan çıkmıştır.

27. Sonra onların izi sıra peygamberlerimizi ardarda gönderdik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından gönderdik. Ona İncil’i verip, ona tabi olanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Onların uydurdukları ruhbanlığı ise biz farz kılmadık. Yalnızca Allah’ın rızasını kazanmak için yaptılar. Fakat ona da hakkıyla riayet etmediler. Biz de onlardan iman edenlere mükafatlarını verdik. Onlardan çoğu yoldan çıkmıştır.

28. ‑Ey iman edenler! Allah’ tan korkun ve peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat versin. Size ışığında yürüyeceğiniz bir nur yaratsın ve sizi bağışlasın. Allah, bağışlayandır, merhametlidir.

29. Kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiç bir şeyi takdir edemeyeceklerini ve lütfun Allah’ın elinde olup, onu dilediğine verebileceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.


[1] Uzza, Lat ve Menat, Mekkelilerin üç büyük putunun adıdır.