28. Cüz

58. MÜCADELE SÛRESİ

(Medine Dönemi’nin ortalarında indirilen sûre, ismini müşrikçe bir boşanma türü olan “zıhar”ın sonuçlarıyla mücadele eden kadının kıssasından almıştır. 22 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Allah, eşi hakkında seninle tartışan ve onu Allah’a şikayet eden kadının sözlerini işitmiştir. Allah, sizin karşılıklı konuşmanızı işitiyor. Çünkü Allah, işiten ve görendir.

2. ‑Sizden zıhar[1] yapanların karıları, onların anaları değildir. Onların anaları ancak kendilerini doğuran kadınlardır. Böyle yapanlar, çirkin bir söz ve yalan söylüyorlar. Allah şüphesiz affedici ve bağışlayıcıdır.

3. Kadınlarına zıhar yapıp, sonra da söyledikleri sözden dönenlerin, karılarına yaklaşmalarından önce bir köle azad etmeleri gerekir. İşte size böyle öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

4. Kim, bunu bulamazsa, karısına yaklaşmadan önce iki ay peş peşe oruç tutmalıdır. Buna gücü yetmeyenin de altmış yoksulu doyurması gerekir. Bu, Allah’a ve Peygamberine inanmanız sebebiyledir. İşte bu, Allah’ın kanunlarıdır. Bunu inkar edenler için acı bir azap vardır.

5. Allah’a ve Peygamberine muhalefet edenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldıkları gibi alçaltılacaklardır. Biz, apaçık ayetler indirmiştik. Bunları uygulamayanlara horlayıcı bir azap vardır.

6. Allah, onların hepsini o gün diriltecek ve onlara yaptıklarını haber verecektir. Onlar unutsa da, Allah, bir bir kaydetmiştir. Allah, her şeye şahittir.

7. Allah’ın göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini görmez misin? Üç kişi gizlice fısıldaşmaz ki dördüncüleri O olmasın. Beş kişi olmasın, altıncıları mutlaka O’dur. Bundan daha az veya daha çok, nerede olurlarsa olsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir. Daha sonra, Kıyamet Günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Çünkü Allah, her şeyi bilir.

8. Gizli toplantıları yasaklanıp da sonra yine de yasaklandıkları şeye dönenleri görmez misin? Günah, düşmanlık ve peygambere isyan hususunda gizlice fısıldaşıyorlar. Senin yanına geldiklerinde seni Allah’ın selamlamadığı (selam yerine; sâm yani ölüm diyerek) bir şekilde selamlı-yorlar. Kendi kendilerine de:

‑Bu söylediklerimiz sebebiyle Allah’ın bizi cezalandırması gerekmez miydi? diyorlar. Onlara Cehennem yeter. Oraya atılacaklar. Ne kötü bir yer!

9. ‑Ey iman edenler,

Aranızda gizli konuşurken günah, düşmanlık ve peygambere karşı gelmek hususunda fısıldaşmayın, iyilik ve takva konusunda konuşun. Huzurunda toplanacağınız Allah’tan korkun!

10. Gizli fısıldaşmalar şeytandandır. İman edenleri üzmek ister. Fakat onlara, Allah’ın izni olmadıkça hiç bir zarar veremez. Müminler güvensinler Allah’a!

11. ‑Ey iman edenler!

Size, meclislerde yer açın denildiği zaman yer açın ki Allah da sizin yerinizi genişletsin! “Kalkın” denildiği zaman kalkın ki, Allah da sizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

12. ‑Ey iman edenler! Peygamber’e gizli bir şey söyleyeceğiniz zaman, gizli olarak söylemeden önce bir sadaka verin. Bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Eğer bulamazsanız, şüphesiz Allah bağışlar ve merhamet eder.

13. Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermekten çekiniyor musunuz? Bunu yapamazsanız; Allah, tevbenizi kabul eder, öyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Elçisine itaat edin, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

14. Allah’ın gazap ettiği bir toplumu dost edinenleri gördün mü? Onlar, sizden değil, onlardan da değil. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar.

15. Allah, onlar için şiddetli bir azap hazırlamıştır. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür.

16. Yeminlerini kalkan edindiler, Allah yolundan yüz çevirdiler. Onlara aşağılatıcı bir azap vardır.

17. Onların malları da evlatları da Allah katında onlara hiç bir yarar sağlamayacaktır. Onlar, ateş ehlidir. Onlar, orada ebedidir.

18. Allah, onların hepsini dirilttiği gün, sana yemin ettikleri gibi, ona da yemin edecekler ve gerçekten bir şey üzerinde olduklarını sanırlar. İyi bilin ki şüphesiz onlar yalancıdırlar.

19. Şeytan onları hükmü altına almış ve onlara Allah’ın uyarılarını/zikrini unutturmuştur. Onlar, şeytanın askerleridir. Şunu bilin ki şeytanın askerleri hüsrana uğrayacaktır.

20. Allah’a ve Peygamberine muhalefet edenler, işte onlar, en alçaklar içindedirler.

21. Allah, “Ben ve elçilerim mutlaka galip geleceğiz, diye hükmetmiştir. Şüphesiz Allah, güçlüdür, daima galiptir.

22. Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir toplumun; babaları, oğulları, kardeşleri veya yakınları dahi olsa, Allah’a ve Elçisine muhalefet eden kimseler için bir sevgi beslediklerini göremezsin.

İşte onlar, Allah’ın kalplerine inancı kaydettiği ve kendinden bir vahiy ile güçlendirdiği kimselerdir. Allah, onları alt tarafından ırmaklar akan ve içinde ebedi kalacakları cennetlere girdirecektir. İşte onlar Allah’ın askerleridir. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da ondan razı olmuştur. İyi bilin ki, kurtuluşa erecek olanlar Allah’ ın askerleri/taraftarlarıdır.

59. HAŞR SÛRESİ

(Medine döneminin ilk yıllarında indirilen sûre, ismini ikinci ayette yer alan Haşr’dan almıştır. Haşr, savaş için toplanmak demektir ki, Medine’deki Yahudi kabilelerinden Nadiroğulları’nın Müslümanları ortadan kaldırmak için yaptıkları hazırlığa atıftır. 24 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih etti. Ki O daima galip ve hakimdir.

2. Kitap ehlinden inkarcıları ilk toplanmalarında yurtlarından çıkaran O’dur. Siz, onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmıştı. Allah’ın azabı onlara hesap etmedikleri bir yerden geldi. Onların kalplerine korku sardı. Kendi elleriyle ve mü’ minlerin elleriyle evlerini yıktılar. Bundan ibret alın ey akıl sahipleri!

3. Eğer Allah, onlara sürgünü yazmış olmasaydı, onları dünyada elbette cezalandırırdı. Ahirette onlara ateş azabı vardır.

4. İşte bu, onların Allah’a ve Elçisi’ne karşı gelmeleri sebebiyledir. Allah’a karşı gelen bilsin ki Allah’ın azabı şiddetlidir.

5. ‑Hurma ağaçlarından ne kestiyseniz veya neyi kökleri üzerinde ayakta bıraktıysanız, o Allah’ın izniyle ve fasıkları rezil etmek içindir.

6. Allah’ın onların mallarından peygambere verdiği şeyler için siz ne at ne de deve koşturdunuz. Fakat Allah, Peygamberine dilediğine karşı üstünlük verir. Allah’ın her şeye gücü yeter.

7. Allah’ın kasaba halkından Peygamberine verdiği ganimetler; içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet/güç olmasın diye Allah’a, Peygamber’e yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir.

‑Peygamber size ne verdiyse, onu alın ve sizi neden sakındırmışsa, ondan uzak durun. Allah’ tan korkun. Şüphesiz Allah’ın azabı şiddetlidir.

8. Bu, yurtlarından ve mallarından edilmiş, Allah’tan bir lütuf ve rıza arayarak Allah’ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirler içindir. Ki Onlar, sadıkların ta kendileridir.

9. Onlardan önce o diyarı yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendi ihtiyaçları olsa bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin tamahkârlığından korunursa, işte onlar, kurtuluşa erenlerdir.

10. Onlardan sonra gelenler de:

‑Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman eden kardeşlerimizi bağışla, kalbimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma! Rabbimiz, sen çok şefkatli, çok merhametlisin! dediler.

11. Münafıklık edenleri gördün mü? Kitap ehlinden inkarcı kardeşlerine:

‑Eğer siz, yurdunuzdan çıkarılacak olursanız, biz de sizinle beraber çıkarız. Size karşı hiç kimseye itaat etmeyiz. Eğer sizinle savaşılırsa, mutlaka size yardım ederiz, derler.

Allah da onların yalancı olduklarına şahitlik eder.

12. Eğer onlar çıkarılırlarsa, onlarla çıkmazlar. Eğer onlara savaş açılırsa, onlara yardım etmezler. Onlara yardıma gitseler bile arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra da kendileri yardım görmezler.

13. Onların kalbine Allah’tan çok siz korku salıyorsunuz. Bu da onların anlayışsız bir topluluk olmalarındandır.

14. Onlar, surlarla çevrili kasabalar veya duvarlar arkasında olmadıkça sizinle topluca savaşamazlar. Kendi aralarındaki kavgaları ise şiddetlidir. Onları birlik sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmalarındandır.

15. Onlar, kendilerinden az önce, yaptıklarının cezasını tadan kimseler gibidir. Onlar için acı bir azap vardır.

16. Tıpkı şeytan gibidirler. Hani o insana: “İnkar et!” der, İnsan da inkar edince de:

‑Ben senden uzağım, ben Alemlerin Rabbinden korkarım! der.

17. Böylece her ikisinin de sonu, içinde ebedi kalacakları ateştir. İşte zalimlerin cezası budur.

18. ‑Ey iman edenler,

Allah’tan sakının! Herkes, yarın için ne hazırladığına bir baksın.

‑Allah’tan sakının! Çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

19. Allah’ı unutan ve Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar, yoldan çıkmış olanlar onlardır.

20. Cehennem ehli ile cennet ehli bir değildir. Cennet ehli.. Onlar, kurtulacak olanlar!

21. Biz Kur’an’ı bir dağın üzerine indirseydik onun Allah korkusundan baş eğerek parça parça olduğunu görürdün!

İşte bu örnekleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz.

22. O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

23. O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Hakim’dir, kutsaldır, esenlik verendir, güven verendir, himaye edendir, güçlüdür, mutlak galiptir, büyüklükte eşsizdir.

Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.

24. O Allah, yaratan, yoktan var eden, şekil verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde ne varsa O’nu tesbih eder. O, güçlüdür, Hakim’dir.

60. MUMTAHİNE SÛRESİ

(Hudeybiye Anlaşması’ndan (H. 8. yıl) sonra indirilen Medeni sûrelerden biri olan Mumtehine, imtihan olunan kadın demektir. Sûre’nin genel muhtevası, mü’minlerle müşrikler arasındaki diplomatik ilişkiler üzerinde yoğunlaşmıştır. 13 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. ‑Ey İman edenler, Benim de düşmanım sizin de düşmanız olanları, dost edinmeyin. Size haktan geleni inkar etmişlerken; siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Rabbiniz olan Allah’a iman ediyorsunuz diye Peygamberi de sizi de yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer benim yolumda cihat etmek ve benim razılığımı almak için çıktıysanız gizlice onlara sevgi beslemeyin. Ben gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, doğru yoldan sapmış olur.

2. Eğer onlar, size üstün gelirlerse, size düşman olurlar. Kötülükle ellerini ve dillerini size uzatırlar; sizin kafir olmanızı arzu ederler.

3. Kıyamet günü, ne akrabalarınız ne de çocuklarınız size hiç bir fayda sağlamayacaktır. Allah, aranızı ayırır. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

4. Sizin için İbrahim ve onunla beraber olanlarda güzel bir örnek vardır. Hani onlar toplumlarına şöyle demişlerdi:

‑Biz, şüphesiz sizden ve Allah’tan başka kulluk ettiklerinizden uzağız. Sizi reddediyoruz. Sizinle aramızda, siz Allah’a tek olarak iman edinceye kadar sürecek bir düşmanlık ve nefret belirmiştir. İbrahim’in babasına söylediği şu söz hariç:

‑Senin için bağışlanma dileyeceğim, fakat Allah’tan sana gelecek hiç bir şeye gücüm yetmez.

‑Rabbimiz, sana dayandık, sana yöneldik ve dönüş sanadır!

5. Rabbimiz, bizi inkar edenler için deneme kılma. Bizi bağışla Rabbimiz, şüphesiz sen, güçlü ve hakim sensin!

6. Onlarda Allah’ı ve Ahiret gününü bekleyen herkes için güzel bir örnek bulursunuz. Allah herkesten daha zengindir. bütün övgülere tek layık olandır.

7. Olur ki Allah düşmanlarınızla aranızda bir dostluk yaratır. Allah güçlüdür. Allah, bağışlar, merhamet eder.

8. Allah, sizinle din hususunda savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik etmenizi onlara adaletli davranmanızı yasaklamaz. Şüphesiz Allah, adil olanları sever.

9. Allah, ancak sizinle din hususunda savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım edenlerle dost olmanızı yasaklar. Kim onları veli edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

10. ‑Ey iman edenler!

Mümin kadınlar, hicret edip size gelirlerse, onları imtihan edin. Allah, onların imanını daha iyi bilir. Eğer onların iman ettiğini anlarsanız onları kafirlere iade etmeyin. O kadınlar, onlara helal değildir, onlar da o kadınlara helal değildir. Onlara, kadınlar için harcadıklarını verin. Mehir vererek o kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kafir kadınları da nikahınızda tutmayın. Onlara sarf ettiğinizi isteyin. Onlar da sarf ettiklerini istesinler. Bu Allah’ın hükmüdür. Aranızda o hüküm verir. Allah, alimdir, hakimdir.

11. Eşlerinizden kafirlere bir şey geçer de siz de onlara galip gelirseniz, eşleri gidenlere harcadıkları kadar verin. İman ettiğiniz Allah’tan korkun!

12. ‑Ey Peygamber! Mümin kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmamak, hırsızlık etmemek, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir yalan uydurarak gelmemek ve iyi ve doğru işlerde sana isyan etmemek üzere sana beyat etmek için geldiklerinde onların beyatını al ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

13. ‑Ey iman edenler, Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir toplumu dost edinmeyin. Onlar, kabirdeki kafirlerden ümitlerini kestikleri gibi, ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.

61. SAF SÛRESİ

(Dördüncü ayette mü’minlerin saf saf durup Allah yolunda cihat ettiklerini anlattığı için SAF adını almıştır. Medine’de Teğabun sûresinden sonra inmiştir. 14 ayettir.)

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla ..

1. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih eder. O, güçlüdür, hakimdir.

2. ‑Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi ne diye söylersiniz?

3. Yapamayacağınız bir şeyi söylemek Allah katında nefret edilen bir şeydir.

4. Şüphesiz ki Allah, kendi yolunda, tuğlaları birbirine kenetlenmiş binalar gibi saf halinde savaşanları sever.

5. Hani Musa, kavmine:

‑Ey kavmim, benim Allah’ın size gönderdiği elçisi olduğumu iyi bildiğiniz halde ne diye beni üzüyorsunuz? demişti. Onlar sapınca, Allah da onların kalplerini eğriltmişti. Allah, fasık kavme yol göstermez.

6. Hani Meryem’in oğlu İsa:

‑Ey İsrailoğulları, Ben Tevrat’ı tasdik eden, benden sonra gelecek Ahmet adındaki Peygamberi müjdeleyen Allah’ın size gönderdiği elçiyim, demişti. Onlara, belgelerle gelince:

‑Bu, apaçık bir büyüdür, demişlerdi.

7. İslam’a davet edildiği halde, Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Allah zalim topluma yol göstermez.

8. Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Kafirlerin hoşuna gitmese de Allah nurunu tamamlayacaktır.

9. O’dur Peygamberini kılavuz ve hak din ile bütün dinlere üstün gelsin diye gönderen! Müşriklerin hoşuna gitmese de..

10. ‑Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size?

11. Allah’a ve Peygamberine iman ederseniz, Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihat ederseniz! İşte bu, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.

12. O, sizin günahlarınızı bağışlar ve sizi alt tarafından ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur.

13. Sevdiğiniz diğer bir şey, Allah’tan bir zafer/yardım ve yakın bir fetihtir. Müminlere müjdele!

14.Ey iman edenler! Allah yardımcıları olun. Meryem oğlu İsa’nın Havarilere dediği gibi:

‑Allah yolunda yardımcılarım kimdir? Havariler dedi ki:

‑Biz, Allah yardımcılarıyız! İsrail oğulları’ndan da bir grup inanmış, bir grup da inkar etmişti. Biz de iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, Onlar da üstün geldiler.

 62. CUM’A SÛRESİ

(Medine döneminin ilk yıllarında indirilmiş olan bu sûre, ismini 9‑11. ayetlerde önemine dikkat çekilen, Müslümanların haftalık toplantısı sayılabilecek Cuma namazının anlatıldığı ayetlerden alır. 11 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Göklerde ve yerde ne varsa; hükümran, kuddüs, güçlü ve hakim olan Allah’ı takdis ederler.

2. Ümmiler içinde, onlara ayetleri okuyan, onları arındıran, onlara kitabı ve hikmeti öğreten, kendilerinden birini elçi gönderen O’dur. Onlar daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.

3. Henüz, onlara katılmamış olan diğerlerine de.. Aziz ve hakim olan O’dur.

4. Bu, Allah’ın dilediğine verdiği bir lütuftur. Allah büyük lütuf sahibidir.

5. Tevrat’la yükümlü tutulup ta daha sonra taşımayanların örneği, kitap yüklü eşeğe benzer. Allah’ın ayetlerini uygulamayan bir toplumun hali ne kötüdür. Allah zalim topluma yol göstermez.

6. De ki:

‑Ey Yahudiler, insanları bir yana bırakarak, sadece sizin, Allah’ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız; haydi, doğru söylüyorsanız, ölmeyi arzulayın!

7. Elleriyle işledikleri yüzünden onu hiç arzu etmezler. Allah, zalimleri bilir.

8. De ki:

‑Kendisinden kaçtığınız ölüm, sizi mutlaka bulacaktır. Sonra da gizli ve açığı bilene döndürüleceksiniz, O da size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.

9. Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağırıldığınız zaman, alış verişi bırakıp Allah’ ın zikrine koşun! Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.

10. Namaz kılındığı zaman da yeryüzüne dağılın ve Allah’ın rızkını arayın, Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa erebilesiniz.

11. Bir ticaret ve eğlence görünce, seni ayakta bırakıp, ona yöneldiler. De ki:

‑ Allah indindekiler eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır!

63. MÜNAFİKÛN SÛRESİ

(Medine’nin ilk yıllarında, büyük bir kısmı Uhud Savaşı’ndan önce indirilmiş olan sûre, ismini ilk ayette geçen kelimeden almıştır. Münafıkların özelliklerine geniş yer ayrılmıştır. 11 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Münafıklar sana geldiklerinde:

‑Senin kesinlikle Allah’ın Resulü olduğuna şahitlik ederiz, dediler. Allah, senin kendi Resulü olduğunu bilir. Allah, münafıkların yalancı olduklarına da şahitlik eder.

2. Onlar, yeminlerini bir kalkan edinip, Allah’ın yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları şey ne kötüdür!

3. Bu, onların iman edip, sonra da inkar etmiş olmalarındandır. Onların kalpleri paslanmıştır. Onun için anlamazlar.

4. Onları gördüğünde dıştan hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar elbise giydirilmiş kereste gibidir. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar, düşmandır, onlardan uzak dur. Allah onları kahretsin, nasıl da yalan söylüyorlar.

5. Onlara:

‑Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin, denildiği zaman başlarını çevirip, büyüklenerek yüz çevirdiklerini görürsün.

6. Onlar için bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir. Allah, onları bağışlamayacaktır. Allah fasıklar topluluğuna yol göstermez. 7. Onlar;

‑Allah’ın Resulünün yanındaki kimselere infakta bulunmayın ki dağılıp gitsinler, diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır; ama münafıklar anlayamazlar.

8. ‑Medine’ye dönersek, güçlü olan, zayıf olanı oradan çıkaracaktır, diyorlar. Oysa güç Allah’a, Resulü’ne ve mü’minlere aittir. Fakat münafıklar bilmezler.

9. ‑Ey iman edenler, Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ ın zikrinden alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar hüsrana uğrayacaklardır.

10. ‑Rabbim, beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip, iyi kimselerden olsaydım, demeden önce size verdiğimiz rızıktan infak edin.

11. Çünkü Allah, hiç kimseyi eceli geldiği zaman ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

64. TEĞÂBUN SÛRESİ

(Medine Döneminde indirilmiştir. İsmini 9. ayette geçen Teğabun sözcüğünden alır. Teğabun, aldanış, kaybediş demektir. Yeniden dirilişi inkar edenler için hüküm günü bir ebedi kaybediş günüdür. 18 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ı tesbih ederler. Hakimiyet O’nundur. Hamd de O’nadır. O’nun her şeye gücü yeter.

2. Sizi yaratan O’dur. Sizden bir kısmınız kafir, bir kısmınız mü’mindir. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.

3. O, gökleri ve yeri hak ile yaratmış, sizi de en güzel sûrette şekillendirmiştir. Dönüş de O’nadır.

4. Göklerde ve yerde ne varsa bilir; gözlediğinizi de açıkladığınızı da bilir. Allah, göğüslerin özünü de bilir.

5. Daha önceki kafirlerin haberi gelmedi mi size? Yaptıklarının cezasını tattılar. Onlar için bir de acı verici azap vardır.

6. Bu, peygamberleri onlara apaçık delillerle getirdiklerinde:

‑Bize bir insan mı yol gösterecek? demeleri sebebiyledir. Nankörlük ettiler ve yüz çevirdiler. Allah’ın ihtiyacı yoktur. Allah, zengindir, hamde layıktır.

7. Kafirler, tekrar dirilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki:

‑Evet, Rabbime andolsun ki, tekrar diriltileceksiniz. Sonra da yaptıklarınız size haber verilecek. Bu, Allah’a çok kolaydır.

8. Allah’a, Resûlüne ve indirdiğimiz aydınlatıcıya iman edin. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

9. Sizi toplanma günü bir araya getirecektir. İşte o, aldanma günüdür. Kim Allah’a iman edip, doğru olanı yaparsa onun günahlarını örter ve alt tarafından ırmaklar aktığı cennetlere girdirir. Orada ebedi kalacaklardır. İşte o, en büyük kurtuluştur.

10. İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş ehlidir. Orada ebedidirler. Ne kötü bir dönüş.

11. Hiçbir musibet, Allah’ın izni olmadıkça isabet etmez. Kim, Allah’a iman ederse Allah onun kalbine hidayet verir. Allah, her şeyi bilir.

12. O halde Allah’a itaat edin, elçisine itaat edin. Eğer yüz çevirseniz, elçimize düşen ancak açıkça tebliğ etmektir.

13. Allah, O’ndan başka bir ilah yoktur. İnananlar, yalnız Allah’a bağlansınlar.

14. ‑Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır. Onlardan sakının. Eğer, affeder, kusurlarını bakmaz ve bağışlarsanız; Allah da bağışlar ve merhamet eder.

15. Mallarınız ve evladınız sizin için bir imtihandır. Katında büyük ödül olan Allah’tır.

16. Gücünüzün yettiğince Allah’tan korkun, dinleyin ve itaat edin. Kendi iyiliğiniz için infakta bulunun. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar, kurtuluşa erenler onlardır.

17. Eğer Allah’a güzel bir ödünçte bulunursanız, onu size kat kat geri öder ve sizi bağışlar. Allah, şükre karşılık verir ve ceza vermekte acele etmez. 18. Görülmeyeni ve görüleni bilir, güçlüdür, hakimdir.

 65. TALÂK SÛRESİ

(Medine Döneminin ortalarında indirilen sûre, yoğun olarak Talak (boşanma) konusundan bahsetmektedir. 12 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. ‑Ey Peygamber!

Kadınları boşayacağınız zaman, onları bekleme süresi içinde boşayın ve bekleme sürelerini sayın. Rabbiniz olan Allah’tan korkun. Açık bir ahlaksızlık yapmadıkça onları evlerinden çıkarmayın. Onlar da çıkmasınlar. İşte bu, Allah’ın kanunudur. Kim Allah’ın kanunlarını çiğnerse kendisine zulmetmiş olur. Bilmezsin ki Allah, belki bundan sonra yeni bir durum ortaya çıkarır.

2. Bekleme süresinin sonuna geldiklerinde ya onları iyilikle tutun veya iyilikle ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun. Şahitliği de Allah için doğru yapın. İşte bununla Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimseler için öğüt veriliyor. Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu gösterir.

3. Ve Ona hiç beklemediği bir yerden rızık verir. Kim Allah’a teslim olursa o kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şey için bir ölçü koymuştur.

4. Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlar eğer tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Henüz âdet görmemiş olanlar da böyledir. Hamile kadınların bekleme süresi, yüklerini bırakıncaya kadardır. Kim Allah’tan korkarsa, ona işinde bir kolaylık sağlar.

5. Bu, Allah’ın size indirdiği emridir. Kim Allah’ tan sakınırsa, O, onun günahlarını bağışlar ve mükafatını da büyük verir.

6. Boşadığınız kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya düşürmek için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler doğuruncaya kadar nafakalarını verin. Eğer sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini verin. Aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer bir güçlükle karşılaşırsanız, çocuğu bir başkası emzirir.

7. Zengin olan, gücüne göre nafaka versin. Rızkı kendisine yetecek kadar olan da, Allah’ın kendisine verdiğinden versin. Allah, hiç kimseye, verdiğinden fazlasıyla yükümlü tutmaz. Allah, güçlüğün ardından bir kolaylık verir.

8. Rabbinin ve onun elçisinin emrine karşı gelen nice ülkeler vardır ki biz onları çetin bir hesaba çektik ve onları görülmemiş bir şekilde cezalandırdık.

9. Yaptıklarının cezasını çektiler ve yaptıklarının sonucu hüsran oldu.

10. Allah, onlara şiddetli bir azap hazırladı. Öyleyse Allah’ tan sakının ey inanan akıl sahipleri! Nitekim Allah size bir zikir (kitap) indirmiştir.

11. İman edip, doğruları yapanları, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için Allah’ın apaçık ayetlerini size okuyan bir Peygamber (göndermiştir). Kim Allah’a inanır ve doğruları yaparsa, onu içinde ebedi kalacağı, alt tarafından ırmaklar akan cennetlere girdirir. Allah, ona gerçekten çok güzel bir rızık vermiştir.

12. Göğü ve yerden de bir o kadarını yaratan Allah’tır. O’nun emri, Allah’ın her şeye gücünün yettiğini ve ilmiyle her şeyi kuşatmış olduğunu bilesiniz diye bunların arasında inip duruyor.

66. TAHRİM SÛRESİ

(Medine Döneminin ortalarında indirilmiş olan sûre, Peygamberin helal olan şerbeti kendisine haram kılmasını anlatan olaydan bahsettiği için TAHRİM (haram kılma) ismini almıştır. 12 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. ‑Ey Peygamber, Ne diye eşlerinin gönlünü hoş etmek için Allah’ın helal kıldığını kendine haram ediyorsun? Allah, bağışlayıcıdır, merhametlidir.

2. Allah yeminlerinizi keffaretle çözmeyi size farz kılmıştır. Allah, sizin mevlanızdır. O, alimdir, hakimdir.

3. Peygamber eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. O da bunu başkasına söyleyince Allah bunu peygambere açıkladı. bir kısmını bildirmiş, bir kısmını bırakmıştı. Peygamber bunu eşine haber verince o:

‑Bunu sana kim haber verdi? dedi.

‑Bana, bilen ve haberdar olan (Allah) haber verdi, dedi.

4. ‑(Ey Peygamber eşleri) İkiniz de Allah’a tevbe ederseniz, kalpleriniz hayra yönelmiş olur. Eğer ona karşı birbirinize arka çıkarsanız, kuşkusuz onun velisi Allah’tır, Cebrail, salih mü’minler ve melekler de bundan sonra ona arka çıkarlar.

5. Eğer sizi boşayacak olursa, Allah’ın onun için, sizden daha hayırlı müslüman, mü’min, itaatkar, tevbekar, ibadet eden, oruç tutan dul ve bekar kadınlar verebilir.

6. ‑Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun. Onun yakıtı insanlar ve taşlardır. Onun başında, katı ve sert melekler vardır. Allah’ın kendilerine emrettiğine isyan etmezler. Ne emredilirse yaparlar.

7. ‑Ey inkar edenler! O gün mazeret ileri sürmeyin. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

8. ‑Ey iman edenler! tam arınarak Allah’a tevbe edin. Umulur ki Rabbiniz, günahlarınızı örter ve sizi alt tarafından ırmaklar akan cennetlere girdirir. O gün, Allah, Peygamberi ve onunla beraber iman etmiş olanları utandırmaz. Nurları önlerinden ve yanlarından koşar.

Rabbimiz, derler. Bizim nurumuzu tamamla ve bizi bağışla. Şüphesiz senin her şeye gücün yeter.

9. ‑Ey Peygamber! Kafirlerle ve münafıklarla cihat et, onlara karşı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir. Ne kötü bir sonuç!

10. Allah, kafir olanlara Nuh’ un karısı ile Lut’un karısını örnek olarak veriyor. İkisi de, dürüst kullarımızdan iki kulun nikahı altında idiler. Onlara ihanet etmişlerdi. Onlar da Allah’tan gelen hiç bir şeye mani olamamışlardı. O kadınlara:

‑Girenlerle birlikte ateşe girin! denildi.

11. Allah, iman edenlere de Firavun’un karısını örnek veriyor. Hani O:

‑Rabbim, cennette/katında benim için bir bina yap. Beni Firavun’dan ve onun taptıklarından kurtar. Beni zalim kavimden kurtar, demişti.

12. Namusunu koruyan İmran’ın kızı Meryem’i de… Ona ruhumuzdan üflemiştik. O da Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etmişti. O, itaatkarlardan biri idi.


[1] Zıhar, karısını annesinin yerine koyup, ondan boşanmak için bahane olarak: “Senin sırtın bana annemin sırtı gibidir.” demek. Bir cahiliye geleneği.