29. Cüz

67. MÜLK SÛRESİ

(Adını ilk ayette geçen Mülk kelimesinden alan Sûre, Mekke Döneminde indirilmiştir. Mülk, Mülkiyet, hakimiyet anlamına gelir. Sûrede Allah’ın mutlak hükümranlığına, sınırsız egemenliğine işaret edilmektedir. 30 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Hakimiyeti elinde bulunduran ne yücedir. Onun her şeye gücü yeter!

2. Ölümü ve hayatı, hanginizin daha iyi çalışacağını denemek için yaratan O’dur, Güçlü ve bağışlayıcı O’dur!

3. Gökleri yedi kat yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında bir düzensizlik göremezsin. Gözünü çevir de bak (gökte) bir çatlak görüyor musunuz? 4. Sonra tekrar çevirir, o göz sana, bitkin ve aradığını bulamamış olarak geri dönecektir.

5. Gerçekten biz, en yakın göğü ışık veren yıldızlarla donattık. Onlarla şeytanların bertaraf edilmesini sağladık. Onlar için bir de çılgın alev azabını hazırladık.

6. Rab’lerini inkar edenler için de cehennem azabı vardır. Ne kötü bir son!

7. Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu duyarlar.  8. Neredeyse öfkeden paramparça olacak, ne zaman oraya bir grup atılsa, oranın bekçileri onlara sorar:

‑Size bir uyarıcı gelmedi mi?

9. ‑Evet, bir uyarıcı gelmişti, fakat biz yalanladık ve Allah hiç bir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz, dedik derler. 10. Eğer dinlemiş veya akıl etmiş olsaydık bu ateş halkı için de olmazdık, derler. 11. İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Kahrolsun çılgın ateş halkı!

12. Görmediği halde Rab’lerinden korkup çekinen kimseler için de elbette bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

13. Sözünüzü ister gizleyin, ister açıklayın. Şüphesiz O, kalplerin özünü bilir.

14. ‑Yaratan bilmez mi? O, gizli sırlara da vakıf ve haberdardır.

15. Yeri sizin için, üzerinde yürüyün ve rızkından yiyin diye alçak kılan O’dur. Dönüş de O’nadır.

16. Gökte olanın sizi yere batırmayacağından güvende misiniz, O sarsıldığı zaman?

17. Yoksa, gökte olanın üzerinize taş yağdıran bir fırtına göndermeyeceğinden güvende misiniz? Tehdidim nasılmış yakında göreceksiniz!

18. Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Fakat, beni inkar etmek nasılmış?

19. Onlar üzerlerinde sıra sıra kanat çırpan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahman’dan başkası tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi görendir.

20. Rahman’a karşı size yardım edecek kimdir? Yoksa bu sizin ordunuz mu? Kafirler ancak boş bir gurur/aldanış içindedirler.

21. Eğer rızkınızı kesse, size rızık verecek olan kimdir? Hayır, onlar azgınlık ve nefret içinde inatla direnmektedirler.

22. O halde, yüzüstü sürünen mi daha doğru yoldadır; yoksa, dosdoğru yolda dümdüz yürüyen mi? 23. De ki:

‑Sizi yaratan, size kulaklar, gözler ve kalpler veren O’dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz.  24. De ki: “Sizi yeryüzünde türeten O’dur. O’nun huzurunda toplanacaksınız.”

25. ‑Bu vaat ne zaman gerçekleşecek, eğer doğru söylüyorsanız? derler.  26. De ki:

‑Bunun bilgisi yalnız Allah’ tadır. Ben sadece bir uyarıcıyım.

27. O’nu yakından gördükleri zaman, inkarcıların yüzleri simsiyah kesilir. Onlara denir ki:

‑İşte, isteyip durduğunuz şey!

28. De ki:

‑Eğer Allah, beni ve benimle beraber olanları helak etse yada bize merhamet etse ne dersiniz? Kafirleri acı bir azaptan kim kurtarabilir?

29. De ki:

‑Bizim kendisine iman ettiğimiz ve güvenip dayandığımız Rahman’dır. Kimin açık bir dalalette olduğunu yakında öğreneceksiniz. 

30. De ki:

‑Eğer suyunuz yerin dibine çekilse, söyleyin bakalım, size akar bir su kim getirebilir?

 68. KALEM SÛRESİ

(Kur’an’ın ilk inen sûrelerinden olan Kalem Sûresi, ismini ilk ayetindeki  kalem kelimesinden almıştır. 52 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Nûn, kaleme ve onunla yazılanlara yemin olsun.

2. Sen Rabbinin nimeti sayesinde cinlenmiş değilsin.

3. Senin için sonsuz bir ecir vardır. 4. Sen, büyük bir ahlak üzeresin. 5. Sen de göreceksin, onlar da görecekler..

6. Hanginizin deli olduğunu..

7. Rabbin, yolundan sapanı en iyi bilen O’dur. Doğru yolda olanı da en iyi bilen O’dur.

8. Sakın yalanlayanlara itaat etme!

9. Onlar ister ki, sen müsamaha gösteresin de onlar da müsamaha göstersinler.

10. Yemin edip duran alçağa itaat etme!

11. Ayıp arayana ve laf götürüp getirene..

12. İyiliği engelleyene, günaha düşkün olana…

13. Kaba, üstelik kötü ün sahibi…

14. Mal ve oğul sahibi olması sebebiyle.

15. Ona ayetlerimiz okunduğu zaman:

‑Eskilerin masalları!.. der.

16. Yakında onun burnunu yere sürteceğiz.

17. Biz onları, sabahleyin meyvelerini toplamaya yemin eden bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. 18. Hiç bir istisna da yapmıyorlardı.

19. Onlar uyurken, Rabbin tarafından bir felaket bahçeyi sarıverdi.20. Sabaha bahçe kapkara kesildi.

21. Sabahleyin birbirlerine seslendiler:

22‑23. ‑Mahsulü toplayacaksanız, erkenden yola çıkın! diye gizlice konuşarak yola düştüler:

24. ‑Sakın bugün hiç bir yoksul oraya girmesin, diyerek..

25. Varlıklı oldukları halde (muhtaçları) engellemek için erken yola çıktılar.  26. Onu gördüklerinde:

‑Yolu şaşırdık, dediler.

27. ‑Hayır, Biz mahrum bırakıldık. 28. Onların en insaflı olanı:

‑Ben size (Allah’ı) tesbih etmemiz gerekmez mi, dememiş miydim? dedi. 29. Hemen akılları başlarına geldi ve:

‑Rabbimizin şanı yücedir. Biz, zalimlerden olduk, dediler. 30. Başladılar birbirlerini kınamaya..

31. ‑Yazıklar olsun bize, azgınlardan olduk, dediler.

32. Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir. Biz, ancak Rabbimizden dilemekteyiz.

33. İşte azap böyledir. Ahiret azabı daha büyüktür. Bilmiş olsalardı…

34. Şüphesiz takva sahipleri için Rab’leri katında nimet cennetleri vardır.

35. Müslüman olanlarla suçluları bir tutar mıyız? 36. Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz? 37. Yoksa sizin bir kitabınız var da oradan mı ders çıkarıyorsunuz?

38. Herhalde orada ne arzu ederseniz hepsi sizin…

39. Yoksa, kıyamete kadar neye karar verirseniz sizin olacak diye bizden alınmış yeminleriniz mi var?

40. Onlara sor, hangisi buna kefil olacak?  41. Yoksa, onların hissedarları mı var? Eğer doğru söyleyen kimseler iseler, getirsinler hissedarlarını..

42. İşler kızıştığı gün, secdeye çağrılırlar da buna güçleri yetmez.

43. Gözleri yere yıkılmış, yüzlerini zillet bürümüş/perişan olmuşlardır. Oysa onlar, selamette iken secdeye çağrılmışlardı.

44. Bu sözü yalan sayanları bana bırak. Onları bilmedikleri bir yerden ağır ağır azaba yaklaştıracağız.

45. Onlara mühlet veriyorum. Çünkü benim tuzağım çok sağlamdır.

46. Yoksa, onlardan bir ücret istiyorsun da ağır bir borç altındalar mı?

47. Yoksa gayb onların yanında da, onlar mı yazıyorlar?

48. Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi /Yunus gibi olma. Hani O, boğuk bir sesle Rabbine seslenmişti.

49. Rabbinden ona bir nimet erişmiş olmasaydı, kınanmış olarak çıplak bir yere atılacaktı.

50. Rabbi O’nu seçti ve salih kimselerden kıldı.

51. Kafir olanlar, zikri işittiklerinde seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi:

‑O, kesinlikle delidir, diyorlardı.

52. Oysa o/Kur’an toplumlara bir uyarı/öğütten başka bir şey değildir.

 69. HAKKA SÛRESİ

(Medine döneminin ilk yıllarında nazil olan sûre, ismini kıyametin mutlaka gerçekleşecek bir olay olduğunu ifade eden ilk ayetteki HAKKA kelimesinden alır. 52 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Gerçekleşecek olan..

2. Nedir gerçekleşecek olan?..

3. Gerçekleşecek olanın ne olduğunu sana bildiren nedir?

4. Semud ve Âd halkı (tepelerine) ansızın inecek olanı yalanlamışlardı.

5. Ama Semud, şiddetli bir sarsıntı ile helak edilmişti.

6. Âd ise kasıp kavuran şiddetli bir rüzgar ile helak edilmişti.

7. Allah, onu yedi gece sekiz gün kesintisiz onların üzerine estirmişti. Halkın orada içi boş hurma kütükleri gibi yere serildiğini görürdün.

8. Onlardan arta kalan bir şey görüyor musun?

9. Firavun da, onlardan öncekiler de ve safsatacılar da günahlarıyla geldiler.

10. Rab’lerinin elçisine isyan ettikleri için onları şiddetli bir yakalayışla yakaladı.

11. Sular taştığı zaman sizi gemide biz taşıdık.

12. Bunu sizin için bir öğüt/uyarı kılalım ve anlayışlı kulaklar duysun diye…

13. Sûr’a tek bir üfürüşle üfürüldüğü zaman…

14. Yer ve dağlar kaldırılıp birbirine çarpıldığı zaman.

15. O gün olacak olur.

16. Gök paramparça olur, çünkü o gün zayıf ve güçsüz düşer..

17. Melekler ise onun çevresindedirler. Rabbinin Arş’ını ise o gün, onların da üzerinde olan sekizi taşır.

18. O gün, siz huzura alınırsınız ve hiçbir şeyiniz gizli kalmaz.

19‑20. Kimin kitabı sağından verilirse:

‑Alın, kitabımı okuyun, ben zaten bu hesabıma ulaşacağımı tahmin etmiştim, der. 21. Artık O, hoşnut edici bir hayat içinde. 22. Yüksek bir cennette.. 23. Meyveleri ise aşağıdadır.

24. ‑Yiyin, için afiyet olsun. Bu, geçmiş günlerde yaptıklarınızın karşılığıdır.

25. Kitabı solundan verilen ise şöyle der:

‑Eyvah, keşke kitabım verilmeseydi. 26. Hesabımı hiç bilmeseydim.

27. Keşke ölüm bir son olsaydı.

28. Malım bana fayda vermedi.

29. Gücüm yok olup gitti.

30. ‑Tutun onu, bağlayın!

31. Sonra atın onu ateşe!

32. Sonra da onu yetmiş arşın boyundaki zincire vurun ve sürün. 33. Çünkü O, yüce Allah’a iman etmiyordu.

34. Yoksulu yedirmeye teşvik etmiyordu.

35. Bugün onun için hiçbir yakın yoktur.

36. Bu sebeple bugün pislikten başka hiç bir yiyecek yoktur.

37. Onu günahkardan başkası yemez.

38‑39. Hayır, görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki…40. Şüphesiz o, şerefli bir elçinin sözüdür.

41. O, bir şair sözü değildir. Ne kadar az inanıyorsunuz.

42. O, kahin sözü de değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz.

43. Alemlerin Rabbinden indirmedir. 44. Eğer (Muhammed) bizim hakkımızda sözler uydurmuş olsaydı. 45. Onun gücünü kuvvetini alırdık. 46. Sonra onun şah damarını elbette keserdik.47. Sizden hiç kimse de buna engel olamazdı.

48. Şüphesiz O, korunanlar için bir hatırlatmadır. 49. Elbette biz, biliyoruz ki içinizden yalanlayanlar vardır. 50. O kafirler için bir üzüntüdür. 51. O, kesin bir gerçektir. 52. O halde sen, yüce Rabbini adı ile tesbih et!

 70. MEARİC SÛRESİ

(Mekke döneminin ortalarında indirilmiştir. İsmini üçüncü ayette geçen MEARİC kelimesinden almıştır. 44 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Araştıran biri, inecek azap hakkında bilgi istedi.

2. Kafirler için.. Onu önleyecek hiç kimse yoktur.

3. Yüksek dereceler sahibi Allah’tandır. 

4. Melekler ve Ruh (Cebrail) süresi elli bin yıl olan bir günde ona yükselirler.

5. Öyleyse sen, güzel bir sabırla sabret.

6. Onlar bunu uzak görüyorlar.

7. Biz ise onu yakın görüyoruz.

8. O gün, gök erimiş maden gibi olur.

9. Dağlar ise atılmış yün gibi olur.

10. Hiçbir yakın bir yakınını soramaz.

11. Onlar birbirlerine gösterilirler. Suçlular o günün azabından kurtulmak için oğullarını fidye olarak vermek ister. 12. Eşini ve kardeşini

13. Kendisini barındıran sülâlesini.. 14. Ve yeryüzünde bulunan herkesi… Sonra kendisini kurtarabilsin.. 15. Asla, şüphesiz O, alev almıştır. 16. Deriyi yakıp kavurur. 17. Çağırır arkasını dönüp, yüz çevireni…  18. Malını toplayıp yığanı…

19. İnsan aç gözlü yaratılmıştır.

20. Başına bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer.

21. Bir iyilik dokununca da çok cimridir.

22. Namaz kılanlar böyle değildir.  23. Onlar, namazlarında daimidirler.

24. Onların mallarında belli bir hak vardır.

25. İsteyene ve mahrum olana..

26. Onlar hesap gününü tasdik ederler.

27. Rab’lerinin azabından çekinirler.

28. Gerçekten Rab’lerinin azabından güvende olunamaz.

29. Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.

30. Eşleri veya meşru şekilde sahip oldukları hariç. Çünkü onlar, bu hususta kınanmazlar. 31. Bundan ötesini arayanlar, işte onlar haddi aşmış olanlardır.

32. Onlar, emanetlerine ve sözlerine riayet ederler.

33. Onlar, şahitliklerini doğru olarak yerine getirirler.

34. Onlar, namazlarını muhafaza ederler.

35. Onlar, cennetlerde ikram olunurlar.

36‑37. Kafir olanlara ne oluyor ki; sağdan soldan, bölük pörçük uzaklaşıyorlar?

38. Yoksa onların her biri nimet cennetlerine mi girdirileceğini ümit ediyor?

39. ‑Asla! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.

40‑41. Hayır, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, şüphesiz bizim onların yerine daha iyilerini getirmeye gücümüz yeter. Bizim önümüze de geçilemez.

42. ‑Bırak onları, kendilerine söz verilen gün gelinceye kadar dalıp, oynasınlar!

43. O gün onlar, dikili taşlara koştukları gibi kabirlerinden koşarak çıkarlar.

44. Gözleri yere yıkılmış, (yüzlerini) zillet bürümüş. İşte bu, onlara söz verilen gündür!

71. NUH SÛRESİ

(Mekke’de Nahl sûresinden sonra indirilen sûre, ismini ilk ayetinde geçen Nuh peygamberden alır. 28 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Kendilerine acı bir azap gelmeden önce kavmini uyar diye Nuh’u kavmine göndermiştik.

2. ‑Ey kavmim, dedi. Ben, sizin için açık bir uyarıcıyım.

3. Allah’a kulluk edin, ondan korkun ve bana itaat edin, diye..

4. O, sizin günahlarınızı bağışlasın ve belli bir süreye kadar sizi ertelesin. Allah’ın belirlediği süre gelince artık o geri bırakılmaz, eğer bilmiş olursanız…

5. ‑Rabbim, dedi. Ben kavmimi gece gündüz davet ettim.

6. Çağrım onların kaçmasından başka bir şeye yaramadı.

7. Ben, onları senin bağışlaman için her ne zaman çağırdıysam, parmaklarını kulaklarına tıkayıp, elbiselerini başlarına bürüdüler, direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler.

8. Sonra ben onları açıktan açığa çağırdım. 9. Sonra onlara açıktan açığa da; gizli gizli de söyledim. 10. Onlara dedim ki:

‑Rabbinizden bağışlanma dileyin, çünkü o çok bağışlayıcıdır.

11. Gökten size bol yağmurlar yağdırır.

12. Mallarınızı ve çocuklarınızı çoğaltır, sizin için bahçeler yaratır, nehirler yaratır.

13. Size ne oluyor da Allah’ın azametinden korkmuyorsunuz?! 14. (Oysa) O sizi halden hale geçirerek yaratmıştır.

15. Allah’ın yedi göğü nasıl tabaka tabaka yarattığını görmüyor musun?

16. Onların arasında Ay’a bir nur vermiş, Güneş’i de kandil yapmıştır.

17. Allah sizi bir bitki gibi yerden çıkarmıştır. 18. Sonra sizi oraya döndürecek ve tekrar oradan çıkaracaktır.

19. Allah sizin için yeryüzünü yayıp/ döşedi. 20. Geniş yollarında gezip dolaşın diye..

21. Nuh:

 ‑Rabbim, dedi. Onlar bana isyan ettiler. Malı ve evladı kendisine hüsrandan başka bir şey artırmayan kimseye uydular.

22. Büyük büyük tuzaklar kurdular. 23. Sakın ilahlarınızı bırakmayın, Vedd’i, Suvâ’ı, Yeğûs’u, Yeûk’u ve Nesr’i (hepsi putlarının adları) bırakmayın, dediler.

24. Ve birçoklarını yoldan saptırdılar. Zalimlere kayıptan başka bir şey artırma!

25. Günahlarından dolayı suda boğuldular, ateşe atıldılar. Kendilerine Allah’tan başka bir yardımcı da bulamadılar.  26. Nuh:

‑Rabbim, dedi. Yeryüzünde tek bir kafir bırakma!

27. Çünkü eğer onları bırakırsan, senin kullarını saptırırlar ve sadece yoldan çıkmış, kafir evlat yetiştirirler.

28. Rabbim, beni bağışla, anamı, babamı ve iman ederek evime giren erkek ve kadın mü’ minleri de.. Yalnız zalimleri yok et!

 72. CİN SÛRESİ

(Mekke Dönemi’nin son yıllarında indirilen sûre, ismini ilk ayette geçen CİN teriminden almıştır. 28 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. De ki: Bir grup cinin, dinleyip şöyle dediği bana vahyedildi:

‑Biz, hayret verici bir okuma duyduk.

2. Doğru yolu gösteriyor. Biz ona iman ettik. Rabbimize hiç kimseyi ortak tutmayacağız.

3. Rabbimizin şanı çok yücedir. O, eş ve çocuk edinmemiştir.

4. Meğer bizim beyinsizimiz, Allah hakkında yalan söylüyormuş.

5. Biz de, insanların ve cinlerin Allah hakkında yalan söylemeyeceklerini zannederdik.

6. Oysa, insanlarda öyle adamlar varmış ki, cinlerin bazılarına sığınıyor. Cinler de onların azgınlıklarını artıyormuş.

7. Sizin zannettiğiniz gibi, onlar da Allah’ın hiç kimseyi yeniden diriltemeyeceğini sanmışlardı.

8. ‑Biz, göğü yokladık ve onun şiddetli bir koruma ve alevle dolu bulduk. 9. Oysa, orada bizim dinlemek için oturma yerlerimiz vardı. Şimdi kim dinlemek istese onu gözeten bir alev yakalıyor.

10. Gerçekten de bilmiyoruz, yeryüzündekilere bir kötülük mü isteniyor; yoksa, Rab’leri onlara doğru yolu göstermek mi istedi?

11. İçimizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz, türlü türlü yollara ayrılmışız.

12. İyice anladık ki yeryüzünde Allah’tan kaçamayız. Kaçarak ondan kurtulamayız.

13. Biz, yol göstericiyi işittiğimiz zaman ona inandık. Kim Rabbine iman ederse, (ecrinin) eksilmesinden ve haksızlık edilmesinden korkmaz.

14. Bizden müslüman olanlar da var, sapmış olanlarımız da var. Müslüman olanlar, işte onlar doğru yola yönelenlerdir.

15. Sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olacaklardır. 16. Eğer doğru yolda yürüselerdi, onlara bol bol yağmur verirdik. 17. Bununla onları denerdik. Kim Rabbinin zikrinden/uyarısından yüz çevirirse, onu çok ağır bir azaba sokar.

18. Mescitler Allah’ındır. O halde Allah ile birlikte başkasına dua etmeyin.

19. Nitekim Allah’ın kulu, ona dua/ ibadet için ayağa kalktığında az kalsın üzerine çullanacaklardı.

20. De ki:

‑Ben ancak Rabbime dua ederim. O’na hiç bir şeyi ortak koşmam.

21. De ki:

‑Benim size bir zarar vermeye de iyilik etmeye de gücüm yetmez.

22. De ki:

‑Doğrusu beni Allah’a karşı kimse savunamaz, ben ondan başka bir sığınak da bulamam.

23. Ancak Allah’tan bir duyuru ve elçilik görevi(ni yerine getiriyorum.) Kim Allah’a ve elçisine karşı gelirse, onun için, içinde ebedi kalacağı cehennem ateşi vardır.

24. Kendilerine vaat edileni gördükleri zaman, kimin yardımcı olarak daha zayıf ve sayısının az olduğunu anlayacaklar. 25. De ki:

‑Size vaat edilen yakın mı yoksa Rabbim onu uzak mı kıldı bilmiyorum.

26‑27. Gaybı bilen, gaybını elçisinden razı olduğu dışında hiç kimseye açıklamaz. Çünkü o, onun önünden ve arkasından gözcüler koyar.

28. Rabbinin gönderdiklerini gerçekten tebliğ ettiklerini göstermek için… Onların yanlarında olanı kuşatmış ve her şeyi bir bir kaydetmiştir.

 73. MÜZZEMMİL SÛRESİ

(Nüzul sıralamasında dördüncü sırada yer alan sûre, ilk mesajlardandır. İsmini ilk ayetteki Müzzemmil teriminden almıştır. 20 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. ‑Ey örtüsüne bürünen!

2. Gece kalk, ancak birazı dışında. 3. Gece yarısında veya biraz önce 

4. Ya da biraz sonra… ve ağır ağır Kur’an oku!

5. Çünkü biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz.

6. Gece uyanıklığı daha etkili ve okuyuş için daha elverişlidir.

7. Gündüz ise, senin için uzun bir meşguliyet vardır.

8. Rabbinin ismini zikret ve her şeyi bırakıp yalnız ona yönel.

9. O, doğunun da batının da Rabbidir. O’ndan başka ilah yoktur. Öyleyse O’na teslim ol!

10. Onların söylediklerine sabret ve yanlarından güzellikle ayrıl. 11. Varlıklı olup da yalanlayanı bana bırak. Onlara biraz süre tanı. 12. Bizim yanımızda ağır boyunduruklar ve cehennem var.

13. Boğazı tıkayan bir yiyecek ve acı veren bir azap!.

14. O gün, yeryüzü ve dağlar yerinden oynar ve dağlar uçurulan kum yığınları haline döner.

15. Biz, Firavun’a bir elçi gönderdiğimiz gibi size de şahitlik edecek bir elçi gönderdik.

16. Firavun elçiye karşı geldi de onu çok kötü bir şekilde yakaladık.

17. Eğer inkar ederseniz, çocukları saçları ağarmış ihtiyarlara çeviren o günden nasıl korunabilirsiniz?

18. O Gün gök yarılacak ve onun vaadi yerine gelmiş olacaktır.

19. Bu bir uyarıdır. Dileyen Rabbine doğru yol tutar.

20. Şüphesiz Rabbin, seni ve seninle birlikte olanlardan bir topluluğun gecenin üçte ikisinde, yarısında ve üçte birinde kalktığını biliyor. Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin onu iyi hesaplayamayacağınızı bildiği için sizi bağışlamıştır. Öyleyse Kuran’dan kolayınıza geleni okuyun.

İçinizden hasta olacakları, bir kısmınızın yeryüzünde dolaşıp, Allah’ın rızkını arayacağını, diğerlerinin Allah yolunda savaşacağını da bilmektedir. Öyleyse ondan kolayınıza geleni okuyun, namazı kılın ve zekatı verin ve Allah’a güzel bir ödünçte bulunun. Kendiniz için hayır olarak ne hazırlarsanız, onu Allah katında daha iyi, daha büyük bir ödül olarak hazır bulursunuz.

Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

74. MÜDDESSİR SÛRESİ

(Hz. Muhammed’e indirilen ilk mesajlardan olan Müddessir Sûresi, ismini ilk ayette geçen “müddessir” kelimesinden alır. Anlamı: Örtüye bürünen demektir. 56 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. ‑Ey örtüye bürünen!

2. Kalk ve uyar. 3. Ve Rabbinin büyüklüğünü açıkla.

4. Elbiseni temizle.

 5. Pislikten uzak dur.

6. Yaptığın iyiliği çok görme.

7. Rabbin için sabret.

8. Sûr’a üflendiği zaman..

9. İşte o gün zor bir gündür.

10. Kafirler için hiç kolay değildir.

11. Beni, yarattığım kimse ile yalnız bırak. 12. Ona pek çok mal verdim.

13. Göz önünde oğullar verdim. 14. Ona verdikçe verdim. 15. Daha da artırmamı umuyor.

16. ‑Asla, çünkü o, ayetlerimize karşı inatçı oldu.

17. Onu sarp bir yokuşa süreceğim.

18. Çünkü o düşündü ve karar verdi.. 19. Kahrolası nasıl da karar verdi .. 20. Bir daha kahrolası nasıl da değerlendirdi?! 21. Sonra baktı.22. Sonra kaşlarını çatıp, surat astı. 23. Sonra da arkasını dönüp büyüklendi.24. Ve şöyle dedi:

‑Bu sadece öğretile gelen bir sihirdir.

25. Bu insan sözünden başka bir şey değil.

26. Onu Sekar’a sokacağım.

27. Sekar’ın ne olduğunu bilir misin sen?

28. O, ne geri bırakır ne de vaz geçer. 29. Derileri yakıp kavurur.

30. Üzerinde on dokuz (melek) vardır.31. Ateş bekçilerini yalnızca meleklerden kıldık. Onların sayısını da ancak kafir olanları denemek, kitap ehlinin kesin bilgiye ulaşması ve iman edenlerin de imanını artırmak için verdik. Kitap ehli ve mü’minlerin şüphe etmemesi, kalplerinde hastalık olanların ve kafirlerin de:

‑Allah bu misalle ne demek istiyor? demesi için (verdik). Allah, dilediğini işte böyle sapıklıkta bırakır, dilediğine de yol gösterir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilemez.

Bu, insanlar için bir uyarıdan başka bir şey değildir.

32. Hayır, Ay’a andolsun ki,

33. Dönüp gelen geceye..

34. Aydınlanan sabaha.. 35. Ki o, büyük bir şeydir. 36. İnsanlar için bir uyarıcıdır. 37. Aranızdan ileri gelenler veya geri kalanlar için.

38. Herkes kazancına bağlı bir rehinedir.

39. Sadece sağ yandakiler cennettedirler.

40. Ve soruştururlar. 41. Suçluları..

42. ‑Sizi cehenneme sevk eden nedir?

43. ‑Namaz kılanlardan değildik, dediler.

44.Düşkünleri doyurmuyorduk.

45. Batıla dalanlarla biz de dalıyorduk. 46. Hesap gününü yalanlıyorduk.

47. Ölüm bize gelene dek..

48. Artık şefaatçilerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz. 49. Öyleyse, onlara ne oluyor da uyarıdan yüz çeviriyorlar? 50‑51. Sanki onlar, aslandan kaçan yaban eşekleri gibidir.

52. Belki de onların her biri önlerine açılmış bir sahife verilmesini istiyorlar.

53. Hayır, aksine onlar ahiretten korkmuyorlar.

54. Gerçek şu ki bu bir uyarıdır. 55. Öğüt almak isteyen kimseye..

56. Allah dilemedikçe öğüt almazlar. Kendisinden korkulmaya layık olan O’dur, bağış sahibi O’dur.

75. KIYAMET SÛRESİ

(Mekke’de indirilen bu sûre, Kıyametten bahsettiği için bu adı almıştır. 40 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Andolsun kıyamet gününe.. 2. Kendini kınayan nefse..

3. İnsan, kemiklerini bir araya getiremeyeceğimizi mi sanıyor?

4. Evet, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter. 5. Oysa, insan önündekini yalanlamak ister de..

6. ‑Kıyamet günü ne zaman? diye sorar.

7. ‑Göz kamaştığı zaman..

8. Ay tutulduğu..

9. Güneş ve Ay bir araya getirildiği zaman..  10. (O gün) insan:

‑Bugün kaçacak yer nerede? der.

11. ‑Hayır, asla kaçacak bir yer yoktur. 12. O gün, karar yeri Rabbinin huzurudur.

13. O gün insana yaptıkları ve erteledikleri haber verilir.

14. ‑Evet, insan kendini görecektir. 15. İsterse özür beyan etsin.

16. ‑Dilini acele ile hareket ettirip durma. 17. Şüphesiz, onu toplayıp, okumak bize düşer. 18. Onu okuduğumuz zaman onun okunuşuna tabi ol.

19. Sonra onu açıklamak yine bize aittir.

20. ‑Hayır, siz, acil olanı /dünyayı seviyorsunuz. 21. Ahireti bırakıyorsunuz. 22. O gün, parıldayan yüzler olacak. 23. Rabbine bakacak..

24. O gün asık yüzler de olacak.25. Bellerini bükecek bir felakete uğrayacağını anlayacak.

26. Hayır, can çıkma noktasına /köprücük kemiğine gelmiş. 

27. ‑Son nefesini veren kimdir? denmiş.

28. Anlar ki, bu bir ayrılış.

29. Bacaklarından can çekilmiş.

30. O gün sevk, Rabbinedir.

31. Tasdik etmemiş, namaz kılmamış. 32. Fakat, yalanlamış, yüz çevirmiş. 33. Sonra da çalım satarak ailesine gitmişti.

34. ‑Belanı buldun, belanı!

35. Sonra sen buna layıksın!

36. İnsan kendisini başı boş bırakacağımızı mı sanar?

37. O, atılan meniden bir damla değil miydi? 38. Sonra alaka/embriyo olmuş, Allah, onu yaratmış ve düzenlemişti. 39. Ondan erkek ve dişi iki çift yapmıştır.

40. Bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?

76. İNSAN SÛRESİ

(Medine döneminde indirilmiş olan sûre, ismini ilk ayetindeki insan kelimesinden almıştır. 31 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. İnsan, adı anılmaya değer bir şey olana kadar, üzerinden uzun bir süre geçmedi mi?

2. Biz, insanı katışık bir damladan yarattık. Onu imtihan edelim diye onun işitmesini ve görmesini sağladık.

3. Biz, ona yolu gösterdik. İster şükreder, ister nankörlük. 4. Elbette biz, nankörlük edenlere zincirler, halkalar ve alevli cehennem hazırladık.

5. İyiler ise, bileşimi kafur olan bir kadehten içerler.

6. Allah’ın kullarının taşıra taşıra içeceği bir pınardır.

7. Adaklarını yerine getirenler ve şerri çok yaygın olan bir günden korkarlar 8. sevmelerine rağmen yemeği düşküne, yetime ve esire yedirirler.

9. ‑Biz, sizi sadece Allah rızası için doyuruyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.

10. Biz, korkunç şiddetli bir günde Rabbimizden korkarız.

11. Allah da onları o günün şerrinden korumuş ve onlara bir parıltı ve sevinç bahşetmiştir.

12. Sabrettikleri için onları cennet ve ipek ile ödüllendirmiştir. 13. Orada tahtlarına kurulmuşlar, ne yakıcı güneş, ne de dondurucu soğuk görürler.

14. Ağaçların gölgeleri üzerlerine düşmüş, meyvelerini toplamak kolaylaştırılmıştır.

15. Çevrelerinde ise gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır. 16. Gümüşten yapılmış billurlar.. Miktarlarını kendileri belirler.

17. Orada bileşiminde zencebil bulunan bir kadehten içerler.

18. Orada Selsebil adı verilen pınar..19. Etrafında ölümsüz gençler dolaşır. Onları gördüğün zaman saçılmış inci sanırsın.

20. Nereye baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.

21. Üzerlerinde yeşil ipekli ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirmiştir

22. İşte bu, sizin için bir ödüldür. Sizin çalışmanızın karşılığıdır.

23. Şüphesiz Kur’an’ı sana aşama aşama indiren biziz.

24. Öyleyse, Rabbinin hükmü için sabret, onlardan hiç bir günahkara ve kafire itaat etme.

25. Sabah, akşam Rabbinin adını zikret.

26. Geceleri de ona secde et ve gece boyunca onu tesbih et.

27. Onlar, acele olanı istiyorlar, arkalarındaki ağır bir günü arkalarında bırakıyorlar.

28. Onları yaratan ve eklemlerini/ mafsallarını pekiştiren biziz. Dilediğimiz zaman onları benzerleriyle biz değiştiririz.

29. Şüphesiz bu bir uyarıdır/ öğüttür. dileyen kimse Rabbine giden yolu tutar.

30. Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Çünkü, Allah, her şeyi bilendir, hakimdir.

31. Dilediğini rahmetine girdirir. Zalimlere de acı bir azap hazırlamıştır.

77. MÜRSELAT SÛRESİ

(Mekke Dönemin’de indirilen bu sûre, Mürselat Kelimesiyle başladığı için bu adı almıştır. Gönderilenler anlamına gelir. 50 ayettir.)

Rahman ve Rahim  Allah’ın adıyla.

1. Andolsun, birbiri ardınca gönderilenlere. 2. Şiddetle esip savrulanlara.. 3. Yaydıkça yayanlara..4. Ayırdıkça ayıranlara..5. Uyarıyı/zikri ulaştıranlara.. 6. Özür veya korkutmak için..

7. Size vaad edilen elbette gerçekleşecektir.

8.Yıldızların ışığı söndüğü zaman..

9. Gök yarıldığı..

10. Dağlar un ufak savrulduğu zaman..

11. Elçiler toplandığı zaman..

12. ‑Hangi güne ertelenmiş?

13. ‑Hüküm/ayırma gününe..

14. ‑Hüküm gününün ne olduğunu ne bilirsin?

15. ‑Vay haline o gün, yalanlayanların!

16. Evvelkileri yıkıma uğratmadık mı?

17. Daha sonra da geridekileri onlara tabi kılarız.

18. İşte suçlulara böyle yaparız!

19. Vay haline o gün, yalanlayanların!

20. Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?

21. Ve suyu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

22. Belli bir süreye kadar..  23. Buna gücümüz yetti. Ne güzel güç yetirenleriz.

24. Vay haline o gün, yalanlayanların! 25. Yeryüzünü toplanma yeri kılmadık mı? 26. Dirilere ve ölülere..  27. Orada yüksek dağlar yaratıp, size tatlı su içirmedik mi?

28. Vay haline o gün yalanlayanların!

29. Haydi yalanladığınıza yürüyün.  30. Yürüyün üç kollu karaltıya!

31. Gölgelendirmez, alevden de korumaz. 32. Kütük büyüklüğünde kıvılcımlar atar. 33. Sanki o sarı halatlar gibidir.

34. Vay haline o gün, yalanlayanların! 35. Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.

36. Özür dilemeleri için onlara izin verilmez.

37. Vay haline o günü yalanlayanların!

38. Bu, hüküm günüdür. Sizi ve (sizden) öncekileri bir araya toplarız.

39. ‑Eğer bana karşı bir tuzağınız varsa, onu hemen kurun!

40.  ‑Vay haline o gün, yalanlayanların!

41. Allah’tan sakınanlar ise gölgeler ve pınar başlarındadır.

42. Arzu ettikleri meyveler..

43. ‑Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için.

44. Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

45.  ‑Vay haline o gün, yalanlayanların!

46. ‑Yiyin ve azıcık faydalanın, nasılsa siz suçlusunuz!

47. Vay haline o gün yalanlayanların! Onlara:

48. ‑Boyun eğin denildiği zaman boyun eğmiyorlardı.

49. Vay haline o gün yalanlayanların! 50. Bundan sonra hangi söze inanacaklar?